San Diego’nun en onemli etkinliklerinden biri olan Miramar Hava Gosterisi gectigimiz hafta sonu, 2-3-4 Ekim tarihlerinde, Tom Cruise’un oynadigi unutulmaz TOP GUN filminin cekildigi Marine Corps Miramar Havaalaninda yapildi ve tabiki ben de fotograf makinem ile beraber gittim. Bu etkinlik Amerikan’nin en buyuk ve en onemli “Askeri” Hava gosterisi olmasiyla unlu ve insanlar bu gosteri icin Amerikanin bir cok yerinde geliyorlar.
Gosterinin en onemli bolumlerinden biri U.S. Navy Blue Angels ucaklarinin yaptigi akrobasi gosteri bolumu… Pilotlar dunyanin tabiki onde gelen pilotlari, bazilari Red Bull tarafindan sponsor ediliyor, hatta Oracle sponsorlugunda Red Bull Air Race tadinda inanilmaz bir gosteride oldu… Benim cok ilgimi ceken ucaklarla yarisabilecek hizda olan “Jet Truck” fotograflarina mutlaka bakin; benim icin gosterinin en ilginc bolumuydu kesinlikle.
Show’un girisinde cok buyuk bir alanda Amerika’nin savas ucaklari ve karada kullandiklari zirhli araclari da sergileniyor. Gezip gormek, showlari seyretmek iyi hos ama ben acikcasi biraz kendimi rahatsiz hissettim. Bu ucaklarla masum insanlara saldirdiklarini ve o ucak seslerini masum insanlarin savas ortaminda duymalarinin ne kadar korkunc bir sey oldugunu dusundum istemeden… Gosterinin sonunda ayni anda bir cok bomba patlatildi. Bombalar patlarken ’woooow ‘demekten kendinizi alikoyamasaniz da, diger bir yandan “demek ki bombalar patlatilinca boyle oluyor, insanlar bu sekilde olduruluyor” diye dusunmeden edemiyorsunuz: O nedenle gosteriyi seyrederken aldigim zevk hep kursagimda kaldi. Sanki Amerikalilarin beyni bu sekilde yikaniyormus, savas ucaklari bu gosterilerle sempatik hala getirilmeye calisiliyormus gibi geldi bana. Bizim Turk Yildizlarinin da Akrobasi gosterileri var ama aradaki fark biz kimseyi gidip durduk yere oldurmuyoruz.
Ben Amerikanin askeri ucaklari ile yapilan ve sonunda bir suru bomba patlatilan gosterisine gitmektense, Red Bull’un Hava gosterilerine gitmeyi ve Turk Yildizlarini izlemeyi binlerce kez tercih ederim. Siz yine de cektigim fotograflara bir goz atin, biliyorum cok fazla fotograf var ve bakmaktan sikilabilirsiniz; hizli da olsa mutlaka sonuna kadar bi gidin; patlatilan bombalar albumun sonunda.
Daha Turkiye’den ayrilmadan once, blogum araciligi ile netbooklarla ilgili size danismistim. Gelen bir cok tavsiye olmustu, aslinda Samsung almaya karar vermistim ki San Diegoya gelince Sony VAIO’nun da netbook kervanina katildigini gordum. Yaklasik 2 hafta once de yani geldikten bi kac gun sonra fiyati neredeyse laptoplar kadar olmasina ragmen Sony Vaio netbookumu aldim ve bugune kadar da gayet memnunum ufak tefek “not responding” problemleri disinda; zaten bu sorun da netbooktan degil benden kaynaklaniyor, ayni anda 15 tane farkli dosya ve site acip bir cok sey uzerinde ayni anda calismaktan vazgecmem gerekiyor :)
Sony Vaio’nun tasarimini cok begendim, kahverengi olanini aldim; beyaz olan da cok guzel. Inanilmaz hafif, benim icin en onemli ozellik: Heryere cep telefonu gibi yanimda tasiniyorum. Pili yaklasik 2- 2.5 saat idare ediyor ama ileride azalacaktir mutlaka. Tuslari laptoplara ve bir cok netbooka gore cok daha kucuk ama alismaniz uzun surmuyor. Ben cok sevdim, size de tavsiye ederim. Buradaki, yani Amerika’daki fiyati 499usd + vergi; 539 dolardi saniyorum toplam fiyati.
Sony Vaio W Netbook Ozellikleri
1,66 GHz’lik Intel Atom N280
1366 x 768 çözünürlükte 10 inç ekran
boyutlar: 27 x 18 x 2,7 cm
1 GB bellek
160 GB sabit diske
802.11a/b/g wireless
Bluetooth
iki adet USB 2.0 girişi ve kart okuyucu
Tavsiye ediyorum, daha ucuz bir netbook almak isterseniz Samsung’a da bakabilirsiniz. Vaio W kullanicilari yorumlarini yazarsa cok sevinirim.
Biraz gec oldu ama herkese iyi bayramlar. Maalesef gurbet ellerde bayramin tadi tuzu hic olmuyor, zaten artik nerede oluyor ki?
San Diegoya geleli 8 gun oldu, saniyorum hala ruyadayim ya da gercekten cennetten bir koseye geldim. Aklinizin gelemeyecek kadar guzel bi yer burasi, iyiki gelmisim! Suana kadar hayatimda gezip gordugum sehirlerin en guzellerinde biri San Diego ve zaten “The finest city of America” olarak biliniyor ;))
Cok fazla fotograf cekmedim ama cektiklerimi zaman gecmeden paylasmak istedim. Kisa zamanda daha fazla yazmaya calisacagim, ilk hafta yogundu ve onumuzdeki gunler de yogun olacak…
Daha once de yazmistim, bu sefer mutlaka gitmek istiyorum diye, halbuki yillar once Oludenizde kalirken de 10 dakikalik bir yolmus Kayakoy, o zaman gitmedigime yandim. Kayakoy Fethiye’ye de 8km uzaklikta ve gezmek icin 1-2 saat ayrimaniz yeterli.
Kisaca biraz ansiklopedik bilgi:
Kayaköy, birbirinden çok farklı iki yerleşim alanından oluşmaktadır. Bunların birincisi, turizmde de önemli yeri olan, 19. yüzyıl başında kurulmuş, yamaçlara dayalı ve nispeten yakın tarihli bir yerleşim olmakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, tamamı Rum, 3000 nüfuslu bir kasaba boyutuna ulaşmış, eski adları Levissi veya Karmylassos şeklinde geçen köydür. 1957 Fethiye Depremi ile evler harabeye dönüşmüş olsa da, canlı müze niteliği ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Eski Kayaköy’de halen yaklaşık 40 hane mevcuttur.
Kilise
İkinci yerleşim, 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Kayaköy’de iskan edilen Batı Trakya Türklerinin buradaki altyapıya ayak uyduramamaları nedeniyle, bu göçmenlerce ovada kurulmuş daha büyük boyutlu kısımdır.
Eski Kayaköy’ün turistik açıdan daha verimli değerlendirilmesine ilişkin tartışmalar sürmektedir.
Cumhuriyet gazetesinin kurucusu ve Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı Yunus Nadi Abalıoğlu (Abalızadelerin Yunus Nadi) 1880 yılında ailesinin buraya yaylaya geldiği sırada Kayaköy’de (Levissi’de) doğmuştur.