Seattle ve New York City
Seattle, Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletinde bulunan bir şehirdir. ABD’nin en kuzey batı ucundadır. Türkiye ile arasında 10 saat zaman farkı vardır. ABD’nin en büyük ilk on şehri arasındadır. 1800′lerin sonunda ünlü olmuştur. Kanada’da altın bulunması ile Kaliforniya’daki altın avcıları Kanada’ya hücum etmiştir. Kanada hükümeti bir kural getirip altın avcılarının tam teçhizatlı olarak Kanada’ya girmelerini zorunlu tutmuştur. Seattle Kanada’dan önceki son ABD şehri olduğundan bu sayede oldukça kalkınmıştır. Ayrıca Nirvana ve Greenday gibi pek çok grunge müzik grubu bu şehirden çıktığı için şehir grunge müzikle anılır olmuştur. Meşhur Starbuck’s cefelerinin de doğduğu yerdir. (Vikipedi) Ayrıca Microsoft’un merkezi Seattle’dadır.
New York City eyaletinde bulunan New York City, Amerika’ nin en büyük şehri unvanına sahip 24 saat canlı ve dinamik bir şehirdir. New York birçok insan için fırsatlar şehri olarak bilinir….New York City ayni zamanda yabancı moda, medya, sanat, finans ve eğlence merkezi olarak da bilinir. ABD’ nin en büyük şirketlerinden çoğunun merkezlerinin bulunduğu kentte, Wall Street Bölgesi, dünyanın finans merkezidir. ABD’ nin başlıca ticaret merkezi olan New York’ ta, sanayi ve turizm de çok büyük ölçekte gelişmiştir. New York ülkenin baslıca öğretim (New York City, Columbia, Fordham, Yeshiva, Long Island, Barnard üniversiteleri) ve kültür merkezidir.
New York’ ta boş günleriniz şehrin eşsiz yapılarını gezmeye yetmeyecektir! Geceleri ise apayrı bir dünya sizi bekliyor çünkü dünya kültürünün beşiği konumunda olan New York size gecelerinizi değerlendirebileceğiniz sayısız seçenek sunuyor. Seçenekler arasında devlet tiyatrosundan çılgın oyunlara kadar her şey var. İster bir konserin keyfini çıkarın, isterseniz de bale izleyerek unutulmaz bir gece yaşayın. Bu kadar çok seçenek arasından karar vermeniz bile zor olacaktır! New York’ un en ilginç yerlerinden biri olan Soho, Museum Mile üzerindeki, içlerinde Guggenheim’ in da bulunduğu, birbirinden farklı dört müzesi ile tanınmaktadır. Soho’ yu cazip kılan diğer özellikleri arasında alışveriş merkezleri, restoranları ve barları sayılabilir.
Hafta sonlarında Soho’ nun merkezi olan West Broadway New Yorklularla adeta dolup taşar. Tribeca ise tam tersine zengin ve ünlülerin yaşadığı bir semttir. Robert De Niro Tribeca’ da oturan ünlülerden sadece birisidir! Tribeca’ da film ya da medya dünyasından tanıdık bir yüz görmeniz çok olasıdır. Bu şehirde gezip görecekleriniz saymakla bitmez fakat önerebileceğimiz yerlerden bazıları şunlar: Soho’ ya çok yakın olan Greenwich Village, Özgürlük Anıtı, Wall Street, Empire State Building ve U.N. Building. (Vikipedi)
Şimdi durduk yerde bunları niye mi yazdım? Ön bilgi olsun diye:) Çarşamba günü önce Seattle’a ve sonra da 3 gün NY olmak üzere 15 günlüğüne Amerika’ya gidiyorum. Seyahatname’ye başlıyorum artık :)
Shake it Up Shekerim!
Helsinki’den canlı canlı, taze taze Kenan’ı dinledik az önce. Salladı bence :)
Yalnız Yunanistan’ın da parçasında Shake it Up demesi, koreografide 4 dansçı kullanması ve sarkıcının omuz sallama hareketinin Kenan’ın hareketleri ile büyük benzerlik göstermesi çok ilginç ve talihsiz bir benzerlik olmuş ama sorun değil…
Şarkımız mükemmel değil ama bence kesin ilk 5′teyiz, tabiki gönlümde birincilik :)
(Tüm şarkıları dinleyemedim, dinlediklerimi de yarım yamalak dinledim; tabiki her yıl olduğu gibi genelde berbat parçalar var ama Bulgaristan ve Moldova iyi gibi, bakalım göreceğiz ilerleyen saatlerde.)
Sonuçlardan Sonra (Saat: 01:02):
Çatladım oylamaları seyrederken!! her sene aynı hikaye.
Sonuç olarak 4. olduk, tahimin ettiğim gibi ilk 5′in içindeyiz. sırbıstan 1. oldu, tebrikler…Tebrikler de o kadın pek bi erkeksi gelmedi mi size de?Neyse, sonucu etkilemez:) Bizim için önemli olan Türkiye’nin tanıtımıydı, amacına ulaştı. Bu da gayet iyi bir başarı.
Politikanın içine karıştırılmadığı Eurovizyon’lar diliyorum!
Gamze
Seçmen Listeleri ve Le Monde’den bir Karikatür
Seçmen listeleri 21 Mayıs 17:00′ye kadar kontrol etmeniz gerekiyor.
Muhtarlıklarda asılı olan seçmen listelerinden ya da
http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgi.jsp linkinden muhtara gitmenize gerek kalmadan kaydınızın doğru olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
Karikatür için: http://www.lemonde.fr/web/portfolio/0,12-0@2-3208,31-903844,0.html
“Aydın Boysan” ile Söyleşi
Dünya tatlısı, güzel insan “Aydın Boysan”ın 10 Mayıs Perşmebe günü saat 20:00′de Aksanat’ta söyleşisi olacak. Aydın Boysan söyleşide mimarlık ve gazetecilik hayatının yanısıra Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerini, İstanbul’un kent planlama sorunlarını ve geçmişten geleceğe yaşadığı tüm güzelliklerini de paylaşacakmış. Bu söyleşi kaçmaz!
Aydın Boysan: 17 Haziran 1921’de İstanbul’da doğdu. Öğretmen Nevreste Hanım ile muhasebeci Esat Boysan’ın oğludur. 1939 yılında Pertevniyal Lisesi’ni, 1945’te Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. Mesleğini 1999’a kadar ara vermeden sürdürdü. Türkiye Mimarlar Odası’nın kurucuları arasında yer aldı; yönetim kurulu üyesi, ilk genel sekreteri ve İstanbul şube başkanı oldu. 1957-1972 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ders verdi. Ulusal ve uluslararası mimarlık yarışmalarında ödüller kazandı. Hürriyet ve Akşam gazetelerinde köşe yazıları yazdı.
Yapıtları: Mizah – Paldır Güldür; Yangın Var; Umut Simit; Yalan; Oldu mu Ya!; Fısıltı; Dostluk; Aldanmak; Söylesem Bir Türlü. Gezi – Dünyayı Severek I,II,III; Yollarda; Uzaklardan. Roman- Yıl 2046 Uzay Anıları Deneme-Anı- Nereye Gitti İstanbul?; İstanbul Esintileri; Leke Bırakan Gölgeler; Yaşama Sevinci; Sev ve Yaşa; Damlalar; Zaman Geçerken; Aynalar; Yüzler ve Yürekler; Felekten Bir Gün; İstanbul’un Kuytu Köşeleri; Neşeye Şarkı.
Aydın Boysan’ın İstanbul’u
İstanbul, yaşattıklarıyla yaşayan Hayal Şehir. Mimar, gazeteci ve yazar Aydın Boysan, doğup büyüdüğü ve ömrünün en güzel anlarını geçirdiği İstanbul’u adım adım geziyor… Farklılıklarıyla yaşayan İstanbul, Aydın Boysan’ın gözünden İZ TV ekranına taşınıyor… İzlemek için tıklayın!
Not (10 Mayıs, 23:17):
Daha önce de yazdığım gibi bu gece Aksanat’ta Aydın Boysan’ın söyleşisini dinlemeye gittim; çok keyifliydi (vakit bulabilirsem daha sonra söyleşi ile ilgili de birşeyler yazmayı da istiyorum).Fakat fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi ben sadece söyleşiyi dinlemekle kalmadım: Aydın Boysan’ı bulmuşken, söyleşinin sonunda yanına gitiim ve bir güzel boynuna sarılıp, öptüm:) Bir insan herhalde ancak bu kadar şeker, ancak bu kadar güzel ve 86 yaşında ancak bu kadar hayat dolu olabilir. Aydın Boysan benim dedem olsaydı, herhalde dizinden pek ayrılamazdım. Allah uzun ömürler versin :)


The Departed/Köstebek, Blood Dimond/Kanlı Elmas ve Leonardo Di Caprio
Başlığı “The Departed, Blood Dimond ve Leonardo Di Caprio” diye yazdığım için benim L. Di Caprio hayranı olduğumu düşünmüş olabilirsiniz ama alakası yok yani yoktu:) Kabul etmek gerekir ki Leo artık eski Leo değil, büyümüş, evrim geçirmiş ve özellikle de Blood Diamond filminde muh-te-şem bir oyunculuk sergilemiş. Bence Oscar yanlış yere gitmiş.) Kuşkusuz Blood Dimond son yıllarda seyrettiğim en iyi filmlerden biri, Köstebek de bir diğeri.
Blood Diamond’ı gözünüzü ayırmadan izleyeceksiniz, seyrederken içiniz parçalanacak, hatta ağlayacaksınız. Konusu şöyle:
“1990’larda Sierra Leone’de gelişmekte olan kaos ve iç savaşın fon oluşturduğu “Blood Diamond/Kanlı Elmas” Güney Afrikalı paralı asker Danny Archer ile Mendeli balıkçı Solomon Vandy’nin hikayesi. Her iki adam da Afrikalıdır, ama geçmişleri ve şartları olabildiğince farklıdır. Ne var ki, hayatlarını değiştirebilecek pembe bir elması bulmak için çıktıkları serüvende yazgıları kesişir. Kaçakçılık suçundan hapiste olan Archer, ailesinden koparılıp elmas madenlerinde çalışmaya zorlanan Solomon’un olağanüstü bir elmas bulup sakladığını öğrenir. İki adam, Archer’la gittikçe artan bağı yüzünden gazetecilik idealleri değişime uğrayan Amerikalı gazeteci Maddy Bowen’ın yardımıyla, asilerin hakimiyetindeki topraklara bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuk değerli bir elması ele geçirmekten de öte Solomon’un ailesini kurtarmasını, Archer’ın da bir daha asla sahip olamayacağını düşündüğü ikinci bir şans elde etmesini sağlayabilecek niteliktedir.” http://blooddiamondmovie.warnerbros.com http://sinemam.net/?p=269
The Departed da çok iyi. Sonu inanılmaz, kısa süreli bir şok geçiriyorsunuz:) Filmin müzikleri de çok ilginç. Bence yine de Oscar Blood Dimond’ın ama neyse:) Konusu şöyle:
““The Departed/Köstebek” Massachusetts Eyalet Polisi’nin şehrin en büyük suç organizasyonunu çökertmek için geniş çaplı bir mücadele başlattığı Güney Boston’da geçiyor. Amaç, güçlü mafya babası Frank Costello’nun egemenliğine içeriden bir müdahaleyle son vermektir. Güney Boston’da büyümüş olan genç çaylak Billy Costigan’a Costello’nun çetesine sızma görevi verilir. Billy, Costello’nun güvenini kazanmaya çalışırken, “Güney Yakası”nın sokaklarından gelen bir başka genç polis Colin Sullivan da eyalet polis teşkilatında basamakları hızla tırmanmaktadır. Özel Soruşturma Birimi’nde kendine yer bulan Colin, Castello’yu yakalamakla görevli az sayıdaki elit polis memurlarından biri olur. Üstlerinin bilmediği şey, Colin’in Costello için çalıştığı ve suç patronunun polisin hep bir adım önünde olmasını sağladığıdır.
Her iki adam da, içine sızdıkları organizasyonun planları ve karşı planları hakkında bilgi toplarken, sürdürdükleri çifte yaşamları yüzünden oldukça zorlanmaktadırlar. Ama hem gangsterler hem polisler aralarında bir köstebek olduğunu anlayınca, Billy ve Colin sürekli olarak düşman tarafından yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Dolayısıyla, kendilerini kurtarabilmek için karşı taraftaki köstebeğin kim olduğunu bulmak konusunda birbirleriyle yarışmaya başlarlar.” http://thedeparted.warnerbros.com/ http://sinemam.net/?p=365
Uzun lafın kısası bu filmlerin DVD’leri alına, arşive koyula! :)
2. Cumhuriyet Mitingi bu pazar İstanbul’da
2. Cumhuriyet Mitingi bu pazar İstanbul’da!
Sevgili Atatürkçü Arkadaşlar,
29 Nisan Pazar günü İstanbul Çağlayan’da saat 14.00-16.00 arasında yapılacak Çağlayan “Cumhuriyet Mitingi”de buluşalım, Cumhuriyetimize sahip çıkalım!
Sevgiler,
Gamze

