Kır Tanrısı PRİAPOS – Karabiga

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Haftasonu Karabiga’daydım: annemin doğduğu ve 17 yaşına kadar yaşağıdı küçük kasabada. Çok uzun yıllardan sonra 6 yıldır ailem yazları Karabiga’ya gidiyor, ben de onları ziyarete :)
 
“Karabiga, Çanakkale ilinin Biga ilçesine bağlı yerleşim yeridir. Geçmişi antik çağlara kadar uzanır. Tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile tanınır. Biga’nın 20 km kuzeydoğusunda, Marmara Denizi’nin güneyinde, Karabiga yarımadasının, 3.200 (1995 sayımı) nüfuslu bir sahil beldesidir. Belde 1910 yılında belediye teşkilatına kavuşmuştur, ancak 1882 yılından kalma belediye mühürü, kuruluş yıllarını, daha da ötelere götürüyor. 1920 yılında yeniden kurulur ve Mehmet İstanbullu ilk belediye başkanı olur.

Belde, deniz yolu ile yük ve yolcu taşımacılığına, yat turizmine, özellikle balık üreme yatakları konumuna oldukça uygundur. Ancak bu yataklar, Kocabaş çayından gelen atıklardan; bilinçsiz, kaçak ve yasak tekniklerle avlanan balıkçılardan olumsuz etkilenmektedir.

 

Karabiga’nın ekonomik yapısında balıkçılık, çiftçilik ve hayvancılık ön plandadır. Bu yapının diğer bölümünüde memurlar-esnaf ve işçiler oluşturur.  

Bugün Karabiga’da ‘Karabiga Kaleleri’ diye bilinen kalıntıların, milattan önce VII. yüzyılın ilk yarısında kurulan ‘Milet’ kolonisi olduğu sanılmaktadır. Bu kalıntılar adını antikj Anadolu uygarlıklarının Kır Tanrısı Priapos‘tan almıştır. Şehir kalıntıları merkezden 3 km uzaklıktadır. Bölge sit alanı ilan edilmiş olup, henüz arkeolojik kazılar yapılmamıştır.” Yazının devamoı için tıklayınız! (Vikipedi)

Karabiga’da her an Hezarfen Havaalanı pistinden kalkan amatör-profesyonel uçakların Karabiga’daki piste iniş yaptıklarını görmeniz mümkün. http://www.hezarfen.com.tr/activities/voyage/201001.htm 

Karabiga’da dalış dersi ve çocuklar için de yelken kursları mevcut. Daha fazla bilgi için http://www.karabiga.net/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yolunuz düşerse Kocakum yalısına gitmeyi ve balık yemeği unutmayın!

Karabiga’nın içinde ve yazlıkçıların kaldığı yerde çektiğim fotoğraflar için tıklaynız! 

  

Brooklyn Funk Essentials

Brooklyn Funk EssentialsAaaah Ah… Kaçırdığım konserler için nasıl pişmanım anlatamam.Bunca zamandır Türkiye’ye gelip gidiyorlar, dün gece ilkini dinlemek nasip oldu. Daha fazla pişmanlık yaşamamak için sonraki konserlerini şimdiden not ettim: 3 Ağustos Bodrum ve 4 Ağustos Çeşme!: denk getirebilirsem mutlaka birine gitmeye çalışacağım.
Dün gece Efes One Love Festival kapsamında, New Yorklu grup Brooklyn Funk Essential’ın Hüsnü Şenlendirici ile verdiği konser MUHTEŞEMDİ! İnanılmaz enerjileri var ve bunu çok iyi yansıtıyorlar. Aynı zamanda dansçı olan bayan vokal kadar enerjik birini bu güne kadar hiç görmedim. Bir insan ancak bu kadar sempatik ve de enerjik dans edebilir; bir de o kadar hoplayıp zıplayıp şarkı söylüyor unutmamak gerek:)
Yıllar önce çıkardıkları “In the Buzz Bag” albümünde, Türk filmlerinden iyi bildiğimiz Türk müzikleri ile (Üsküdar’a Gider İken de dahil) Batı müziğini harmanlayıp, muhteşem bir sentez yakalamışlardı. Bu grubu Organize İşler’in Sound Track’inden de hatırlayabilirsiniz.
Türkiye’de yaptıkları albümün devamının gelmemesi üzücü; umarım yakın zamanda Türkiye de bir albüm çalışması daha yaparlar. Bir sonraki konserlerini kaçırmayın derim!
 
http://www.myspace.com/brooklynfunkessentialsmusic

Ouagadougou, Burkina Faso, Afrika

 4 günlük Afrika seyahatimden bugün döndüm. Tunus’u saymazsak, gerçek anlamdaki ilk Afrika ziyaretimi yapmış oldum. Burkina Faso’daki insanlar için saray sayılacak ama yine de benim bazen beğenmeme lüksünü kendimde görüdüğüm evime geldim, annemin hazırlayıp bıraktığı güzelim yemeklerden yedim ve Allah’a bir kez daha şükrettim; hem aç ve açıkta olmadığım için, hem de kuşkusuz dünyanın en güzel ülkelerinden birinde yaşadağım için.

Katıldığım toplantı nedeniyle, dün saat 3′e kadar otel ve toplantı merkezi dışında etrafı görme şansım olmadı ama fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi dünkü gezim inanılmazdı.

Burkina Faso, eski adı “Yukarı Volta”, Batı Afrika’da, yaklaşık 14 milyon nüfusu olan bir ülke. Başkenti Ouagadougou (Vagadugu diye okunuyor). BurkinaFaso “Dünyanın en fakir 3. ülkesi” (Daha fazla bilgi için http://mediaglobal.org/index.php/the-worlds-10-poorest-countries/).

Gayri Safi milli Hasıla yaklaşık “$350”! Yani aylık kazançları $30 bile değil L Yüzölçümü 274bin metre kare. Yüksek bir nüfus yoğunluğu, az sayıda doğal kaynağı ve zayıf bir toprağı var. Nüfusun büyük çoğunluğu tarımla uğraşıyor. Doğal Kaynakları manganez, kireçtaşı, mermer, küçük altın madenleri, antimon, bakır, nikel, boksit, kurşun, fosfat, çinko, gümüş… Endüstri ise karsız devlet kontrolündeki kurumların egemenliğinde. Ülkede Afrika Frankı kullanılıyor. Dört tarafı kara ile çevirli olan ülkenin sınır komşuları, Benin, Fildişi Sahilleri (Cote d’Ivoire), Gana, Mali, Nijer ve Togo. BF 5 Ağustos 1960’da Fransa’dan ayrılmış.Fransız hukuku temel alınıyor ve ülkede doğal olarak resmi dil Fransızca. Yönetim biçimi Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Nüfusa baktığımızda;ülkenin % 47,6’lık bir bölümü 0-14 yaş arasında. %50lık oranı ise 14-65 yaş arasında ve bir çok hastalık nedeniyle maalesef ülkenin sadece %2,5’lik bir bölümü 65 yaşın üzerinde. Kadınların ortalama doğurganlık oranı ise 6,41 çocuk (2007Est.)

AIDS, malarya ve Sarı humma ülkede baş göstere en ciddi hastalıklar. Mutlaka ziyaret etmeden önce Sarı Humma (Yellow Fever) aşınızı olmanız gerekiyor, aksi takdirde zaten ülkeye girmeniz mümkün değil, yalnız aşınızı mümkünse benim gibi gitmeden bir gün önce değil de en az 10 gün önce yaptırın! Sarı humma aşısının 10 yıl geçerliliği oluyor. Zorunlu olmamakla beraber hepatit A, B, C aşıları yaptırılabilir ve Malarya hapları da seyahat sırasında alınabilir. Doktor tavsiyesi üzerine, yan etkileri çok fazla olacağı için sarı humma aşısı dışında herhangi bir aşı yaptırmadım ve malarya hapları kullanmadım (Hepatit B zaten çoktaaan yapıldı). Burkina Faso’da 300bin kişi AIDS ile yaşamakta, AIDS ölümleri ise 29.000’i bulmuş durumda ve maalesef yetişkinlerin %4,2’si AIDS ile yaşıyor.

Okur yazarlık oranı %21. Erkenlerin %29.4′ü, kadınların ise %15.2′lik bir oranı okuma yazma biliyor. Burkina Faso’nun 6000 öğrencisi ile en büyük orta okulu olan “Lycee Philippe Zinda Kabore”de 183 öğretmen, ortalama 110 kişilik sınıflarda ders vermeye çalışıyor. Okuldaki bilgisayar labaratuarındaki toplam bilgisayar sayısı ise 20!!!

Hastalık kapma riski çok yüksek olduğu için yediğinizi, içtiğinize çok dikkat etmeniz gerekiyor. Mutlaka kapalı şişelerden su içmelisiniz. Ben kilo verip geri döndüğümü hissediyorum hem de sabahları Nutella yiyerek. Sabahları yumurta, reçel benzeri bizim klasik kahvaltımıza yakın yiyecekler bulmanız mümkün olsa da ben yine de güvenip pek yiyemedim. Her sabah Nutella-Ekmek yediğim için herkes şaşırmıştı ama aslında ben hayatımdan çok memnundum: İlk defa Nutella’yı kilo alma korkusu ve üzüntüsü duymadan bol bol yedim J Ver hehalde hayatımda ilk defa 4 gün kahve ya da çay içmedim; musluk suyu kullanmış olabileceklerini ve suyu yeterince kaynatmamış olabileceklerini düşünüp, herhangi bir hastalık ihtimaline karşı çay kahve içmek istemedim, tabi siz bana bakmayın, ben bu konuda baya pisikopatlık yaptım. Gerçi kaldığım otel gerçektenbeni şaşırtacak kadar güzeldi, herhalde beklentilerimi çok düşük tutmuş olmanın faydası oldu. Giden olur mu bilmiyorum ama gidecek olanların için otelin adı Sofitel Hotel (Libya Hotel diye de geçiyor).

Malarya ve Sarı humma sivrisinekler ile geçen bir hastalık olduğu için düzenli bir şekilde cildim ve giysilerim için ayrı ayrı olmak üzere spreyler kullandım. Fotoğraflardan de görüldüğü gibi, şehir içinde gezerken kısa kollu giymiş olsamda da aslında uzun kollu kıyafetler giymekte fayda var.

Buradan gitmeden önce vizenizi Fransa konsolosluğuna başvurarak almanız gerekiyor ama biz hükümetin davetlisi olarak gittiğimiz için vize almadan giriş yapabildik.

Burkina Faso’da, diğer Batı Afrika ülkelerinde de olduğu gibi bronz heykeller çok önemli. İnanılmaz güzel bir bronz heykel almıştım fakat bavulumu uçağa vermediğim için yani kabine yanıma aldığım için heykeli son dakika zorla bıraktırdılar. Neyseki aldığım bileziklerde ve küpelerde sorun yaşamadım. Aklınızda bulunsun, eğer gidecek olursanız bronz heykelleri bavulunuzla beraber check in sırasında vermeniz, kabine kesinlikle almamanız gerekiyor.

Fotoğrafların üzerine çok fazla yorum yapmaya gerek var mı bilmiyorum; sanıyorum fotoğraflar anlatıyor herşeyi. Fotoğraflara bakarken mutlaka akılda bulundurulması gereken bir husus şudur ki ben bu fotoğraları başkent Ouagadougou‘nun merkezinde çektim yani ekonomik açıdan en iyi sayılabilecek, açlık oranının en düşük olduğu yerde!!!Onlar için kasaba ve köy olarak tanımlanmış yerleri hayal bile edemiyorum. Amatör kameramın pil problemi yüzünden sonlara doğru istediğim kadar fotoğraf çekememiş olsam da, sonuçtan memnun olduğumu söyleyebilirim. Fotoğrafçılar için Akrika bir cennet, çok renkli. Kesinlikle ve kesinlikle profesyonel bir makina alıp, Afrika’ya ileride tekrar gideceğim, tabiki sadece fotoğraf çekmek için değil!  

İnsanlar size hayran hayran baktıkça içiniz parçalanıyor. Aslında normal şartlar altında bu insanları televizyondan seyrederken çok kolay ağlayabiliyorum ama nasıl olduysa onların içindeyken ağlamadım, tam aksine onlarla beraber olduğum için çok mutluydum ama şimdi fotoğraflara bakınca, yaşadıkları ortamı hatırladıkça biraz kötü oluyorum:( Birlikte gezdiğimiz arkadaşım Krim’in dediğine göre, insanlar sık sık arkadaşıma ve bana Fransızca “Beyazlar(Les Blancs)” ve bazen de “Bay ve Bayan Beyazlar(Monsieur et Madame Blanc)” diye seslenmişler, çok ilginç değil mi? İnsanların gözelirindeki ışıltı o kadar etkileyici ki bundan sonra da özellikle çoçuklar için elimden ne gerekiyorsa arttırarak yapmaya devam edeceğim. Umarım bu yazı açlık ve sefalet içinde yaşayan Afrika halkını bir kez daha düşünmemize ve onlar için birşeyler yapmamıza teşvik edeci bir unsur olur.

Sevgiler,

Gamze Tüysüz 

 

Burkina Faso ile ilgli daha fazla bilgi almak isterseniz; https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/uv.html

http://www.eweek.com/category2/0,1738,2142827,00.asp

 

Paris’teyim! 3 haftada 3 kıta

Afrika’ya gitmek üzere Paris’teyim ama sadece Charles De Gaulle Havaalanında:( 2 saat sonra Burkina Faso’nun başkenti Ouagadougou’ya gitmek üzere tekrar uçağa biniyor olacağım. Türkiye’den direkt uçuş olmadığı için önce Avrupa’ya gelip, sonra Africa’ya geçmek durumundasınız. Geçen haftaki Amerika seyahatimi de düşünecek olursak, 3 haftada 3 kıta gezme rekorunu kırıyor olacağım kendimce :) Bu yazıyı okurken, “Burkina Faso da neresi?” dediğinizi duyar gibiyim ve tabi ikinci soru “ne işin var orada?” Burkina Faso Batı Africa’da yer alan küçük bir ülke ve dünyanın en fakir ülkelerinden biri ve ben önemli bir iş için gidiyorum. Detayları dönünce, vakit bulduğumda yazmaya çalışacağım :) Şimdilik yalancı Paris’ten sevgiler,

Gamze

DRUM for World – Ritim Halkasi Tünel Beyoglu

DRUM

Ellerinizi Barışın Ritmi için Bileştirin http://www.drumforworld.com/tr/

Mart ayından beri beklediğim, DRUM (Dialogue, Respect, Understanding through Music) Circle / Drum Ritim Halkaları 12 Mayıs’ta İstanbul Tünel’de başladı. DRUM Circle, Ekim’e kadar her cumartesi, saat 16:30-18:30 arası Tünel’de, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin Doğu ve Batı uygarlıkları arasında ahenk sağlayarak, herkesi müziğin büyüsü altında toplamayı amaçlıyor. Türkiye’nin önde gelen perküsyon ustaları da bu etkinliklerde performanslarını sergileyecek. Futbol sezonunun başlamasıyla, ritim halkaları futbol sahalarında, üç büyüklerin maçları öncesinde de yapılıyor olacak ve şiddet olaylarının engellenebilmesi, barış ve hoşgörünün sağlanması amaçlanacak.  Daha fazla bilgi için http://www.drumforworld.com/tr/ adresini ziyaret edebilirisiniz.

Dün son dakikalarına yetişebildiğim Tünel’deki Drum Circle etkinliğinin bir bölümünü izlemek için aşağıdaki videoyu başlatmanız yeterli.

Mutlaka bir hafta sonu bu etkinliğe uğrayın. İnanılmaz eğlenceli!

 

New York Metro Dansçıları

Metroya bir sonraki binişimde de gözlerim bu çocukları aradı ama bir daha göremedim :( Kameraya çekemediğim için pişman olduğum başka dansçılar da vardı. Maalesef kamerayı son anda akıl edebildiğim için bu kadar çekebildim. Ben demirlere tutunarak ayakta zor durabiliyorken, bir ara bir tane dansçı çocuk, demirlere tutunarak havada taklalar attı. Kendimi NY metrosunda klip çekiminde gibi hissettim :) Çok keyifliydi gerçekten.

 

Red Bull Air Race, Istanbul, Turkiye

redbulairrace

redbulairrace2

 

 

 

 

 

 

 

Bugün Haliç’te yapılan Red Bull Air Race muhtesemti! O uçakların içinde olmak için neler vermezdim. İnanılmaz heyecan verici. Dün elenen pilotların bugünkü akrobasi gösterileri ve yarışmaya katılan pilotların parkuru tamamladıktan sonra halkı selamlamak adına yaptıkları gösteriler harikaydı. Yarışma bir yana, benim için en önemlisi İstanbul’un güzelliğini bir kez daha dünyaya gösterme şansını yakalamış olmamızdı. Aşağıdaki fotoğraflara bir bakar mısınız? Şuana kadar 9 ülke gezdim ama İstanbul gibisini görmedim: Ya siz? 

 

http://www.redbullairrace.com/

 

Sayfalar: Önceki 1 2 3 ...21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 Sonraki