19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti’ne atılan ilk adım

3“Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru ile Samsun’a hareket ederken, limanda bulunan işgal kuvvetlerine ait gemilere bakarak, “Geldikleri gibi giderler” demişti.

16 Mayıs 1919 günü başlayan, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan Anadolu’ya yayılan, Türk halkının Bağımsızlık Savaşı, 30 Ağustos 1922′de sona erer.

600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu olan Sevr Antlaşması, ardında işgal edilmiş bir yurt bırakmıştı.

ATATÜRK’ün Gençliğe Söylevi’ndeki gibi; ulusun tüm tersanelerine girilmiş, tüm kaleleri zaptedilmiş, ordusu dağıtılmış ve silahları toplanmıştı. Halk yoksul ve perişan bir durumdaydı. Toprakları İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlılar tarafından paylaşılmış, en kötüsü ise Yunan askeri güçleri İzmir’den başlayarak Anadolu’nun içlerine doğru ilerlemekteydi.

1Mustafa Kemal böyle bir ortamda Türk Ulusunun bağımsızlığını yeniden kazanması için 19 Mayıs günü Samsun’a çıkarak, büyük savaşı başlatmıştı.

Önce Amasya’da, ardından Sivas ve Erzurum’da toplanan kongrelerden sonra, Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisi ve yeni Türk Devleti’nin kuruluşu…

  • 19 Mayıs, dünyadaki tüm ezilmiş ve sömürülmüş ulusların bir simgesidir.
  • 19 Mayıs, zülme ve emperyalizme başkaldırışın sembolüdür.
  • 19 Mayıs, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş müjdecisidir.
  • 19 Mayıs, yenilenmedir, Türk insanının kendini bulması, ümmet yerine birey olma erkini kazanmasıdır.
  • 19 Mayıs, özgürlük ve bağımsızlıktır.

89 yıl önce bugün, İstanbul’dan hareket eden ve her an batırılma tehlikesi içinde olan bir köhne gemi bir büyük insanı, bir önderi sessizce Samsun’a getirdi.

Türk ulusunun bugünlere ulaşmasında bir başlangıç olan 19 Mayıs’ı Mustafa Kemal Türk gençliğine, Gençlik Bayramı olarak armağan etti.  

2Bununla da kalmadı, Türkiye Cumhuriyetini çağ gerisine götürecek her türlü bedbahtlarla savaşması için görev verdi.

Ne mutlu, bizlerin bugünlere gelmesini sağlayan Mustafa Kemal’e ve bu ulusun özgürlük ve bağımsızlığı için canlarını verenlere…”

Atatürkçü Türk Milletinin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!

Anneme…

annem

Annecim

Anneciğim,
Henüz seninle konuşamadık ama sabah ilk gozumu actığımda seni arayacağıma suphen olmadığını biliyorum.

Anneler gununun hatrına sana yıl boyunca zaten her fırsatta soylediğim bir seyleri tekrarlamak istiyorum sadece; SEN BENİM CANIMSIN, HERSEYİMSİN…SENİ COK AMA COK SEVİYORUM…

Benim için şimdiye kadar yaptığın ve yapmakta olduğun hersey için çok teşekkür ederim…
Gamze

Engin Gürkey / NABIZ – Garantili Eğlence!

 

5 Mayıs 2008, Beyoğlu Hayal Kahvesi

Dünya tatlısı Engin Gürkey’in NABIZ grubu 5 Mayıs Pazartesi günü Beyoğlu Hayal Kahvesin’de…. Hayranı olduğum, dinlerken yerimde duramadığım grubu izlemenizi şiddetle ve ısrarla tavsiye ederim; MUH-TE-ŞEM-LER….Eğlence garanti!!! Beğenmedim diyenler bana sitemden yazsın, paranızı ben iade edeceğim, sözüm söz :)

Engin Gurkey NABIZ

Engin Gürkey / Nabız

Balkan kalbinin duygu atışları…
Perküsyon sanatçısı, eğitmeni ve besteci engin gürkey tarafından 2008 yılında kurulan nabız, perküsyonun kıvrak ritimleri üzerine balkanların nefesini ekliyor…
Nabız; tuba, trompet, trombon, klarnet, akordeon ve keman ile bezenmiş melodik yapısı, neşeli sahne performansı yanında, konuk solistleri ile dinleyicilerine türkiye’den balkanlara balkanlardan türkiye’ye uzanan özgün bir repertuvar sunmaktadır.
Engin gürkey ile müziğin ‘nabzı’nı tutun…
Balkan kalbiyle tek bir nabız olmaya var mısınız?
1- Engin Gürkey: perc 2- Gürkan Özkan: perc 3- Hüseyin Kayaroğlu: perc  4- Emre Karabulut: perc 5-  Çağdaş Evsen: klarnet 6- Turay Dinleyen: keman 7- Tamer Karaoğlu: akordiyon 8- Kemal Oksal: tuba 9- Barış Yazıcı: trompet 10- Gökay Gökşen: trombon Konuk solist: Deniz Demirtaş

Biletler Biletix’te, birinci katergory 17 YTL.

Abu Dhabi, Dubai yeniden….

Abu Dhabi, 30 Nisan 2008Abu Dhabi, 30 Nisan 2008 25 Nisan – 1 Mayıs 2008 

Merhaba,

Arayı cok acmadan ve daha hala Dubai’deyken iki uc cumle yazmak istedim. Ocak’taki seyahatimi yogunluktan yazmayı unutmuşum :) Bir onceki gidişimde gece hayatını biraz daha kefetme sansım olmuştu, Dubai’de Istanbul’u pek aratmayacak bi gece hayatı oldugunu soyleyebilirim.
Aralıktan beri 3. kez gelmiş oluyorum. Cuma dan beri Dubai senin Abu dhabi benim geziyorum ama iş için… 

Bu arada her gelisimde cok kuzuk bir parca da olsa ısınıyorum Birleşik Arap Emirliklerine, havayla olan dogru orantısı mı, insanların kozmopolitligimden mi kaynaklanıyor, bilemiyorum… 

Otelden nerdeyse hic cıkamadığım için bu sefer pek fazla tavsiye yazamıyorum: Dun gece fırsat gittiğimiz bir Jazz Bardan bahsetmeden edemeyeceğim: Olur da Abu Dhabi’ye yolunuz düşerse hilton Hotel’deki Jazz Barda calan guney africalı grup “Turning Point”i dinlemeyi sakın atlamayın!!! Muhtesemler…
Tabi bi diger tavsiye, gitmek için Aralık ayını bekleyin, hava 45 derece :)
Sevgiler,
Gamze

 

New York Yeniden…..(26-29 Mart, 2008)

 

26-29 Mart, 2008

New York’u seven çok seviyor, sevmeyen de nefret ediyor benim anladığım kadarıyla; ben kensinlikle çok sevenlerin içinde yer alıyorum,  hatta Istanbul’dan sonra ilk, Barcelona’dan önce…Metro’daki dansçıları seyretmek ya da müzik gruplarını dinlemek, sokaklarda boş boş dolanmak, Central Park’a gitmek bile çok keyifli. Bu seyahatimde biraz daha fazla vakit geçirebildim, her ne kadar 4 günün tadı damağımda kalmış olsa da, dediğim gibi sokaklarda boş boş dolanmak bile çok keyifliydi.

 26 Martta Houston’dan NY’a geçtim. Kısa zamanda 5 arkadaşımla buluşabildim. Akşam 4 gibi arkdaşıma vardım ve o gece, gece hayatını keşfedebilmek adına kendimi West Village’e attım… Önce ATP’de içki daha sonra da NY’un en ünlü House club’lerinde CIELO’ya gittik, muzik muhteşemdi; house seven herkese gittiklerinde mutlaka gitmelerini tavsiye ederim.

 Perşembe gününün benim için ayrı bir anlamı oldu; Crysler Building’in 26. katında beraber çalıştığımız bir firmayı ziyarete gittim. NY’un göbeğinde, NY’un en ünlü binalarından birinde 1-2 saat ofiste vakit geçirmek benim için çok keyfiliydi. Kendimi 1-2 saattliğine o ofiste çalışıyormuşum gibi hayal etmekten esirgemedim:)  Kader…

Perşembe günü de gayet keyifliydi, sokaklarda dolanmak, Times Square, Broadway için bilet alam mücadelesi ama başarısızlıkla sonuçlanması, yeni arkadaslarla buluşma, yine gece gezmeleri, gece klupleri….

Cuma günü 42 sokaktan Amerika’nın en çok ziyaret edilen kentsel parkı Central Parka yürüyüp, 5. Caddeyi 80′li caddelerden 40lara kadar yürümek çok ama çooook keyifliydi; üşümek ve de yorgunluk dışında…

 

 

 

 

 

 

 

 

 Aslında güne MOMA’da başlamayı hedeflemiştim ama bulamadığım için yürümeye karar vermiştim ve bi şekilde MOMA’ya geldim akşam üzeri. 1-2 saatliğine MOMA’ya girdim ama çıkamadım. MOMA (Museum of Modern Arts) – NY’taki Modern Sanatlar Müzesi NY’a giden herkesin mutlaka gidip görmesi gereken müzerin başında geliyor. MOMA’da hayranı olduğum Picasso’nun bir çok eserni görmek, evimdeki tablonun gerçeğini önünde kroca bir davranıs da olsa fotograf çektirmiş olmak benim için en güzel anılardan biriydi. Picassso’nun dışında Van Gogh, Monet, Salavdo Dali gibi çok ünlü ressamların çok ünlü tablolarını görmeniz mümkün… ama 6 katlı muhteşem müzeyi 2 saati bi kenara bırakın, hakını vererek gezmeniz 1 günde bile pek mümkün değil. Ben de yaklaşık 4 saat gezebildim, kaçırdığım bir şey olmasın diye de her katı son kez 2 kere hızlıca dolandım… Giderseniz kesinlikle tavsiye ederim….

  Bir gece Manhattan, bir gece Brooklyn ve son olarak da Cuma gecesi New Jerseyde kaldım ve bir tanıkdık aile ziyareti yaptım. Cumartesi yani son gün son bir Outlet Mall ziyareti, Özgürlük heykeli karşısındaki bir parkta soğuktan donma deneyimini yaşadıktan sonra havaanına doğru hareket ve sonrasında memlekete dönüş….

Eğer NY’ta turist gibi gezmek isterseniz City Pass kartlarından almanızı tavsiye ederim, bu kartlar ile belli gezi otobuslerine belli bir süre bilet almış oluyosunuz ve bir çok muzeye bilet almış oluyorsunuz. Aslında çok avantajlı bir bilet ama eğer turist gibi gezmeyip NY’u yaşamak istyiyorum derseniz bol bol metroya binin ve yürüyerek gezin…

Sevgiler…

Gamze

       
Windows Live Spaces

Houston, TEXAS

Houston, TEXAS

Sizler için fotoğraf ve flash sunum koydum, umarım beğenirsiniz.

22 – 25 Mart 2008

Sharm El Şeyh / Sheikh, Kızıl Deniz, Mısır

7-8 Mart 2008

“Yavaş yavaş Hasan Şaş” Ne alaka diyeceksiniz eminim, ben de aynen öyle dedim. Nerelisin diye sorduklarında Türküm dediğiniz anda  “Yavaş yavaş Hasan Şaş” diyorlar :) Sebebini ise hala anlayabilmiş değilim, neyse…

Öncelikle şunu söylemeliyim; Şarm’da bir günlük tekne turu ve dalış bir ömre bedel! Dalışa ilginizin olması şart değil, yüzmeyi bile herkesin şnorkelle dalıştan bile muthiş zevk alacağı bir sualtı cenneti. 8 Martta ben de Şarm’da tekne turuna katılım şnorkelle dalış yaptım. Hava 32 derece ve su sıcaklığı 22 dereceydi :) Yaz aylarındaki suyun sıcaklığı 26-28 arasında değişiyor, hava sıcaklığı ise 40-45 ama buna rapmen sıcaklığı bu kadar hissetmiyorsunuz çünkü Şarm’da nem hic yok.

Mercan kayalıkların içinde ve rengarenk tropik balıklarla beraber yüzmek, hele bir de dibe daldığınızdaki o özgürlük hissi muhteşem. Gerçek bir terapi… Sanıyorum şimdide sualtı fotoğrafçılığına merak salıyorum:) Sharm El Şeyh’te farklı bölgelere yapılan değişik tekne turları var, ben Ras Muhammed Milli Parkı’na giden bir tura katıldım.

 

Kısa bir alıntı; “Şarm’ın yakınlarındaki Ras Muhammed Milli Parkı, kızıl mercanların, çeşit çeşit balıkların, egzotik kuşların bulunduğu özel bir yer. Bu park, aynı zamanda, leyleklerin Avrupa’dan Afrika kıtasına yaptıkları uzun yolculuklarında kısa süreli konaklanma yeri. 

Turkuaz ile çivit mavisi arasındaki rengiyle, kristal gibi tertemiz denizin altını görmek isteyenler için Şarm el Şeyh’te iki saatlik “cam kayık” denilen yatlarla turlar düzenleniyor. Turda, mercan kayalıkların en güzellerinden biri olan sualtındaki Nil Bahçesi’ni görebiliyorsunuz. Nil bahçesinin en güzel çiçeği ise “beyin” adlı en eski mercanlardan biri.

1979’da küçücük bir köy olan Şarm el Şeyh, bugün dünyanın en ünlü türistik yerilerinden biri. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Müberek’in kışlık mekanı olan Şarm el Şeyh’e dünyanın ünlü liderleri de aileleriyle birlikte tatil yapmaya geliyorlar. Sina yarımadasının bu incisinde gününüz yüzerek, dalarak ve güneşlenerek geçtikten sonra, gecelerin de bir başka büyüsü var. Şarm’ın merkezi olan Nama Bay’da dükkanlar, kahveler neredeyse 24 saat açık. Dükkanlarda hatıra eşyalar, firavunların heykelleri, papirüs, mercan, gümüş ve altın kolyeler, egzotik parfümler, eşarplar satılıyor. İnsan kendini İstanbul’un Kapalıçarşı’sında gibi hisediyorsun.

2008-03-08-07 Sharm El Sheikh, Dead Sea, Egypt www.gamzetuysuz.com (16)Dükkanların ve yol kenarındaki kaldırımlarda yanyana sıralanan kahvelerde turistler, alışveriş yorgunu turistler, yastıkların, minderlerin üzerinde dinlenerek çay, Türk kahvesi içip nargile tokurdatıyorlar. “Şişa” dedikleri “nargile” kokusu yol boyunca insanı yalnız bırakmıyor.

Şarm’ın en ünlü eğlence merkezlerinden biri ise “Binbir Gece” adlı eğlence ve alışveriş merkezi. Her gece Şehrazat’ın saraylarını hatırlatan bu merkezde Mısırlı dansçılar misafirleri coşturuyor. Özelikle “Tanura” dansı herkesin nefesini kesiyor. Tanura, Mevlevi dervişlerinin sema gösterilerini hatırlatan bir dans. Gençler Hard Rock Cafe’yi ve diskoları da tercih ediyor.”

Dünyadan milyonlarda insanın akın ettiği bu sualtı cenneti aslında bize hiç de uzak degil. Haftasonlarını bile birleştirerek 3-4 günlük gezilere katılmak bütün işi gücü ve yorgunlukları unutturabilir, herkese şiddetle tavsiye ederim :)

Gamze

Sayfalar: Önceki 1 2 3 ...21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 Sonraki