Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Margaret Chan, “domuz gribinin yayılmasının artık durdurulamaz bir hal aldığını” bildirdi.
BBC’nin haberine göre, hastalığı geçirenlerin büyük bölümünün hafif belirtiler gösterdiğine dikkat çeken Margaret Chan, risk taşıyan grupların zaten sağlık sorunları olan kişiler ve hamile kadınlar olduğunu kaydetti. Chan, bu gruptaki kişilerin kendilerini kötü hissetmeleri durumunda, derhal hekim gözetimine girmeleri uyarısında bulundu. Margaret Chan, hastalığa neden olan A tipi H1N1 virüsünün şu ana kadar 100 ülkede saptandığını açıkladı.
İngiltere Sağlık Bakanı Andy Burnham da, İngiltere genelinde domuz gribi vakalarının hızla artmakta olduğunu dile getirdi. Burnham, “Eğer bu hızla devam ederse, Ağustos ayına kadar günde 100 bin yeni vaka yaşanabilir” diye konuştu. Şu ana kadar 7 bin 500′e yakın vakanın saptandığı İngiltere’de üç ölüm olayı yaşandı.
Dünya genelinde 77 bin domuz gribi vakası saptandı ve 332 kişi hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.
Domuz Gribi ile ilgili haberleri takip etmek için http://www.domuzgribi.net adresini ziyaret edebilirsiniz.
Üniversite sınavına bie kulağımda müzik ile çalışmış ve başarılı olmuş biri olarak, iş hayatına da bu şekilde devem ettim hep. Bazılarına müzikle çalışıyor olmak garip gelse de ben müziksiz pek çalışamyorum. Çok sevdiğim bir şarkı çıkınca “bazen” bir parça dikkatim dağılıyor olabilir ama yine de müziksiz çalışmaktan ya da bişeyler yapmaktan hoşlanmam.
Size de çok sık dinledğim, hatta şuan da kulaımda çalan AOL Radio’yu tavsiye edebilrim. http://player.play.it/player/aolPlayer.html?id=901 (bu link direkt olarak en favorim olan Salsa dosyasına gidiyor) Tarzının en iyi parçalarından oluşan listeleri dinleyebilir, beğenmediğiniz şarkıları değiştirebilir ya da en iyi radyo kanalları arasında gezinerek radyo dinleyebilirsiniz. İyi dinletiler…
2009 Blog Ödüllerinde birinci olan Blogumu (http://gamzetuysuz.spaces.live.com/) emekli ettim ama silmeyeceğim. Bundan sonra beni bu site üzerinden takip edebilirseniz çok sevinrim.
Bu site hala yapım aşamasında. Wolkan ve Leo’nun yardımlarıyla kendi başıma yapmaya çalışıyorum ama dizayn konusunda gerçekten profesyonel bir ajans çalışması yaptırmayı çok istiyorum. Sponsor olmak isteyen bir ajan olursa 6 ay reklamını yapabilirim :)
Kafamda bir kaç proje daha var, hayata geçirdikçe buradan duyuracağım.
Katar’da yaşadığım maceradan daha önce sizlere bahsetmiştim.
“Katarın târihi çok yenidir. Sami ırkından olan körfez halkı, İslâmiyetin yayıldığı yıllarda bütün Arap Yarımadası ve çevre yöreler halkı gibi İslâmiyeti kabul etmiştir. Katar, uzun yıllar bölge aşiret beylerinin emri altında yönetilmiştir. Arap Yarımadasının Osmanlıların hâkimiyeti altına geçmesinden sonra, bâzan İran Safevîlerinin, bâzan Osmanlıların bâzan da Kaçarların egemenliği altına girmiştir. İngilizlerin Hindistana yerleşmelerinden sonra Katar Şeyhliği ile bir antlaşma yaparak, Katar dış işlerinde İngiltereye bağımlı iç işlerinde serbest bir ülke olmuştur. 1971de İngilizlerin Basra Körfezinden çekilmesiyle diğer şeyhliklerle kurulan federasyona katıldı ise de aynı yıl federasyondan ayrılarak 1972de bağımsızlığını ilân etti. Ülke hâlen şeyhlerin idâresi altındadır.”
Dubai’den Katar’a günübirlik gitmişken, aynı vize ile geri dönemeyeceğimi anlayınca bir gece kalmak ve vizem yetişmediği için de ertesi gece direkt Katar’dan İstanbul’a geri dönmek zorunda kalmıştım. Fazladan olan bir günümü geçirebilmek için haliyle bir alışveriş mağazazına gidip hızlıca kendime günü geçirebilmek için bir adet bikini, dışarıda giyebilmek için neredeyse diz üzeri bir şort, t-shirt ve de klimalı ortamlarda işe yarar diye bir sweatshirt almıştım. İstanbul’a döndüğüm hafta şirketteki bir arkadaşım, blogumdaki Katar fotoğrafını gördükten sonra Katar için ne düşündüğümü sordu ve biraz Katar ile ilgili konuştuk: arkadaşım Morrocolu bir erkek ve anlattığına göre kendisi 9 ay Katar’da kaldığı süre içerisinde Katar’da İsveçli expat dediğimiz kızlı erkekli yabancı bir grupla beraber plajda güneşlendikleri için tutuklanmışlar ama kendisinin o dönem Şeyh için çalışıyor olması nedeniyle polisin elinden kurtulabilmişler, Şeyh cebinden aranmış ve özel izinle bizim gençler serbet bırakılmış.
Ben dizimin bir karış üzerindeki gri renkli gösterişsiz şortu alırken, tabiki onu ulu orta her yerde giyiyor olmanın hapiste yatma sebebi olduğunu bilmiyordum!!! Özellikle de bu tarz bi kıyafetle pazar yeri denen, daha çok yerlilerin gittiği soukta, alışveriş merkezleri ya da korniş denen sahil kenarında dolaşmamanız gerekiyormuş ama ben bunu döndükten sonra öğrendim. Bana “Küçük Dubai” olarak tarif edilen Katar’ın başkenti Doha’daki insanların bu kadar aç bir şekilde, beni her saniye süzeceklerini de hiç aklımdan geçirmemiştim. Aslında bu durum belki de çok şaşırılacak bir durum değil; yasamanın temelinin şeriat olduğu bir ülkedesiniz günün sonunda. Benim hatam küçük Dubai beklentisi içinde olmamdı. O nedenle gidecekseniz bu bilinçle gitmek de fayda var. Bir de şunu unutmayın ki size bir ceza vermek isterlerse, kitaplarında mutlaka ucu çok açık bir madde mevcut. Yani yolda öpüşmenin adını etmiyorum, erkek / kız arkadaşınızın omzuna bile dokunmayın, ne olur ne olmaz! Expatlerde bu kurallara tabi.
Genel hoşgörü açısından değil ama yerleşim yeri olarak Katar kesinlikle Dubai’ye göre daha sempatik bir yer çünkü en azından korniş denen bir yürüme yolu var. Daha önce de bahsettiğim gibi Dubai’de yeni yeni adı “Walk” olan yürüme yolları yapılıyor ve memlekette bir tane bile meydan yok.
Doha’da İngiliz sömürgesi olması sebebiyle, İngiliz adetlerini görmeniz mümkün. İngiltere’ye henüz gitmedim ama tipik bir İngiliz sistemi olan “RoundAbout”lar başınızı döndürecek kadar çok. Roundabout’a alışkın değilseniz benim gibi, hep aynı yerde dönüp durduğunuzu düşünebilirsiniz. Çünkü bunun matığı trafik ışının olmaması ve önce yola atlamış tarafın yola hakim olup, diğerlerinin mecbur kalıp trafiğin bitişini beklemek zorunda olmasından ibaret ya d abenim anladığım bu. Amaç trafik ışığı ile oluşabilecek gereksiz trafiği azaltmak ama trafiğin Doha’da oldukça artması nedeniyle trafik ışığı sistemine geçiliyormuş. Bu arada ben de araba kullandım Doha’da.
Qatar’da bazı otellerin barlarına gidebilirsiniz; mesele W Hotel’in barı gayet güzeldi. Duyduğum kadarıyla Ritz Hotel’de gidilen popüler yerlerden biri. İçkiyi sadece otellerde içmeniz mümkün. Unutmayın; içkili araba kullanmanın cezası sınır dışı edilmek. Gezip görülecek yerler arasında Heritage Village, deve güreşleri, İslam sanatları müzesi var; ben İslam sanatları müzesine gittim ve bir çok fotoğraf da bu müzeden. Neyseki Qatar’da dönmüş olduğum için çok mutluyum…
Bir daha mecbur kalmadıkça tekrar gideceğimi pek sanmıyorum