POTLUCK ve Arifane

Yaklasik iki uc hafta once La Jolla’da kac milyon dolar oldugunu bile tahmin edemedigim bir eve partiye davet edildik. Ev sahibi burada yasayan ve ekonomik durumu cok iyi olan biriydi. Davete katilacagimizi soyledigimiz gibi bize ne getireceksin diye sordu; nasil yani? :) Biz Turkler olarak zaten davet edildigimiz yere genelde elimiz bos gitmeyiz ama kimseye de sormayiz gelirken ne getireceksin diye, degil mi?  Davet eden kisi tek tek hepimize sen icecekleri al, sen atistirmalik biseyler getir, sen tavuk getir, san makarna pisir, sen tatli al dediginde gercekten cok sasirmistim ama bu duruma alismam ve mantigini anlamam uzun surmedi cunku burada yasam tarzi bu. Biz Turkiye’de davet verince hicbirseyi odetmeyiz hatta tam aksine herseyi alip yedirip icirmeyi cok severiz…ama burada durum farkli ve konunun zengilikle ya da ekonomik durumunuzun iyi olup olmamasiyle hic bir iliskisi yok!

Bu sekilde organize edilen partilere Amerika’da “PotLuck” deniyor: ‘Pot’ kap demek, ‘luck’ da Sans, yani “sansa ne cikarsa” gibi bir anlami var ama isi sansa birakmak istemeyen ev sahipleri az once anlattigim gibi gorev dagilimi yapabiliyor. O gece partiye gittigimizde biz Turkler olarak raki aldik, Italyanlar Makarna yaptilar, Ispanyol ev sahibi pizza ve salata yaninda patates tortilla yani diger adiyla patatesli omlet yapti, diger bir grup bira, diger bir grup tatli…vs getirince ortalik renklendi ve senlendi :) Bu tarz partilerde amac biseyler paylasmak…O nedenle basiniza gelirse hic garipsemeyin, tadini cikarin.

Potluck aslinda bizim tarihimizdeki Arifane kulturunun aynisi. Yemegi paylastigimiz toplantilar nerede kaldi, bu guzel kultur nasil kaybolup gitmis bilmiyorum, uzucu…

Fikirlerinizi paylasirsaniz sevinirim

Sevgiler

Gamze

potluck1

Not: Fotograf interntten alintidir.

İlgili Yazılar

  • İlgili yazı bulunamadı...

Comments (2)

volkanNovember 3rd, 2009 at 07:50

Biz de yüksek lisans yaparken böyle partıler verip birşeyler paylaşıyorduk. Ama herkes büyük bir markanın(!) altında işe girip çalımaya başladıgından bu yana birşey yapamaz olduk. Kimsenin saati kımseye uymamaya basladı. Calıstıgımız kurumlarda da tabiri caızse insanların içi gecmiş resmen:) yanı en azından benımkınde öyle:).. Yazını da okuyunca işyerınde gozlerımı kapatıp orda olmayı denedım ama bir dakka müdürüm cagırıyor gitmem lazım:))

MertNovember 27th, 2009 at 01:44

Partileri çok seviyorum. Evde toplanıp bir şeyler yapmak ve tabi ki paylaşmak çok keyifli..

Dediğin doğru Gamze.. Biz ev sahibi olarak bir şeyler hazırlamak üzere insanları davet ederiz. Kültürümüz böyle.. Fakat uzun zamandır ben menümü hazırlayıp davet edildiğimiz yere öncesinden gidip, ben gelmeden önce alınmış malzemelerle yemekleri hazırlamayı seviyorum :) Nasıl derler… El emeğini götürmek gibi :) Yemek yapmayı seven biri olarak zengin bir sofraya katkıda bulunup partiye gelen tüm arkadaşlarımla bunu paylaşmak çok keyif veriyor bana.. Hele bir de hazırlık aşamasına katılımcılar mutfakta yamaklık yaparsa.. off ki ne off.. o anda yapılan sohbetin tadını inan hiç bir şey vermez.

Leave a comment

Your comment