Küba

Tekrar Merhaba,
Üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen Küba seyahati ile ilgi aklımda kalan anıları ve tavsiyeleri yazmak istiyorum. Geçenlerde bir tanıdığıma Küba tavsiyeleri vermek için Küba seyahati ile ilgili bir çok şeyi hatırlamışken hemen kaleme almak istedim.

Öncelikle “hayatımın en güzel tatillerinden biriydi” demeden edemeyeceğim. Aralık 2007’de, benimle beraber Küba’ya gelecek hiç bir arkadaş bulamayınca atlayıp tek başıma gitmiştim. Air France ile uçtuğunuzda akşam üzere saat 5-6 gibi Havana’ya varıyorsunuz. Air Fance ile Paris aktarmalı olarak Havana’ya uçmak zaman açısından en karlısıydı ama ekonomik olarak daha uygun uçak biletleri bulmak mümkün. Havana’ya varmadan sadece bir kaç gün önce rezervasyon yaptırdığım ve vakti zamanında Albert Einstein’ın da konakladığı için kulağıma hoş gelen The Plaza Cuba Oteline  varınca hayallerim yıkılmıştı. Otel çok eskiydi ve ben her ne kadar yeterince bilgi sahibi olduğumu düşünerek Küba’ya gitmiş olsam da yeterince beklentilerimi düşürmemiş olduğumu anladım ama bu hüsran çok uzun sürmedi ve kısa zamanda eski eski tarih kokan mobilyalardan bile zevk almaya başlamıştım. (Havaalanında herhangi bir transfer ayarlamanıza gerek yok, taksi bulmanız çok uzun sürmüyor.) Otele vardığımda yorgunluktan ölmek üzere olduğumu ve kafamı koyup 13-14 saat uyuduğumu hatırlıyorum. Ertesi gün biliçsiz bir şekilde kendimi yollara atmıştım, sebebi ise elimde bir Eyewitness Cuba kitabının olmamasıydı :) Istanbulda arayıp bulamamıştım, havaalanında kesin bulurum demiştim ki orada da bulamadım, sonra Küba kitaplarını Havana’dan almak durumudan kaldım ama pek doyurucu değildi. Neyseki kalbolmakla ilgili hiç bir sorunum yoktu, en keyif aldığım şeylerden biri çünkü hiç bir standart turistin gidip girmeyeceği sokaklara girip fotoğraf çekebiliyorsunuz. Tekbaşıma ara sokaklarda dolanırken bir evden cok yüksek seste salsa ve reggaeton müzikleri geliyordu, balkondan lise çağındaki kızların baktığını gördüm ve tabiki hemen deklanşöre bastım :))  Önce utangaçlık eden, çekme bizi der gibi bana haraketler yapan ve bir anda kalabalıklaşan grup beni içeri çağırdı ve bir anda kendimi gün orasında Havana’ki ilk günümde salsa dersleri alırken buldum :) Yaklaşık 2 saat, o evde gün ortası partisindeydim, yapacak herhangi bir işim ya da acele etmem gereken bir durum yoktu, özgürdüm ve canım ne isterse yapabilirdim…Partiden sonra nerede olduğumdan habersiz yine ara sokaklarda dolaşmaya devam ettim. Yolda bana yardımcı olmak isteyen bir turist rehberi ile tanıştım ve bu sefer de onun peşine takılıp garip bir yere mohito içmeye gittim. Aynı dönemde Havana’da olacaklarını bildiğim bir Türk arkadaş grubumla Mohito içerken karşılaştım :)) Dünya ne kadar küçük değil mi? Neyse… İlk günün ve de Jet lagg olmanın verdiği yorgunlukla alşam üzeri otelime geri döndüm. Akşam için planım metnini duyduğum Jazz Club’a gitmekti. Jazz Club her gece saat 11de farklı grupların performans gözterdiği, genelde Latin Jazz yapılan ama bazen de  dünyaca ünlü grupların bile performans gösterdiği çok iyi bir klüp. Yeni Havana’da, o nedenle mekanın kendisi çok eski ve otantik değil ama oradaki amaç zaten sadece sadece müzik. Erken saatte gidip yemek de alabilirsiniz tabi. Neyse… Ben saat 8, 8:30 gibi Jazz Club’e gitmiştim ve maalesef boş olduğunu görünce yine bi hayal kırıklığına uğramıştım, havana’ya varalı neredese 24 saat geçmişti ve hala arkadaş bulamamıştım :) Bende dolu olan bi masanın yanındaki masaya gittim ve daha sonra tüm tatlimin 1 haftasını beraber geçireceğim insanlarla tanıştım. O gece beni Tropican Show’a davet eden gruba katılıp Jazz Club’ta Jazz dinlemekten vazgeçmiş ve zaten planlarımın içinde yer alan Tropicana Show’u seyretmeye gitmiştim.

Tropicana Show oldukça pahalı trusitik bir show; her ne kadar turistik olsa da devrim öncesi zenginlerin ve mafyanın yaşayış ve eğlence hayatını anlattığı için bence görülmesi gereken bir kabare. Tropicana Show deyince aklıma Andy Garcia’nın Kayıp Şehir/ Lost City filmi geliyor. Filmede Batista hükümetinin çöküşünü ve Fidel’in yükselişini anlatırken, Andy Garci’ya Tropicana Show’un her gece sahnelendiği gece klübünü işletiyor…Küba’ya gitmeyi düşünüyorsanız bu filmi mutlaka seyretmenizi tavsiye ederim.

Tanıştığım Danimarkalı ekiple beraber Küba’lı dostumuz Orlando bizi ertesi gün Eksi Havanada gezdirdi. Tek tek isimlerini hatırlayıp yazamayağım bir çok müze (en başka devrim müzesi tabiki) ve tarihi binayı gezdik hepberaber. Eski Havana’da neredeyse her restoran ve kafede canlı latin müziği dinleyebilirsiniz, çok keyifli ama buralar çok turstik yerler olduğu için Küba halkı ile kaynaşmak, onlarla beraber oturmak sohbet etmek gibi bir durum söz konusu değil maalesef. O nedenle Küba tatili planınız varsa, Havana’da 3-4 günden fazla kalmayın ve mümkün olduğunda doğuya gidin (Trinidad gibi). Havana’daki üçüncü gecede Nacional hotelde Buena Vista Social Club konserine gitmiştik ama orijinal ekipten neredeyse kimse yoktu :(  Aklınızda olsun muhtemelen size de aynısı ya da benzerleri denk gelecek.

Pinar Del Rio ve Vinales Vadisi
Havana’ya vardığım 4. gün yine aynı ekip bir araba kiralayıp, Havana’dan Pinar del Rio’ya gitmiştik. Küba’da devlete ait çok konforlu ve hatırladığım kadarıyla Peugeot marka arabalar kiralanıyor ve biz gayet geniş konforlu bir araç kiralamıştık. Araba kiralarken pazarlık yapabiliceğinizi de hatırlatırım (tabiki şoföre bahşiş vereceğinizi söylemey gerek yok:) )
Pinar Del Rio dünyadaki en büyük tütün yapraklarının yetiştirildiği bölge. Gittiğinizde güneş altına kurulması için serpilmiş tütün yapraklarını, sempatik ötesi samandan tütün damlarını görüp fotoğraf çekeğinizi umuyorum. Hatta bir tütün damı yakınlarında çiftçi görürseniz kendilerinde size kurutulmaya bırakılmış tütünleri göstermelerini isteyebilirsiniz. İnsanlar o kadar cana yakın ve bu duruma alışkın ki hiç çekinmeden teklifinizi kabul edeceklerdir. Hatırladığım kadarıyla Pinar Del Rio’da ziyaret edebileceğiniz bi rom fabrikası da var ama bizim gittiğimiz gün kapalı olduğu için girememiştik.
Pinar Del Rio iline yaptığınız seyahatin minimum yarım saatiniz en az 150 milyon yıllık tarihe sahip Vinales Vadisi seyrederek geçirmenizi tavsiye ederim, manzara muhteşem.

Pinar Del Rio turumuzu bitirdikten sonra Varadero için yola çıktık, saatler sürdü çünkü zaten Havana’dan batıya 175km gitmiş ve şimdide doğya doğru 300 km yapmak üzere yola çıkmıştık. Varadero’ya vardığımızda gece yarısı olmuştu. Arkadaşlarımın kaldığı Kawama Otele yerleşmiştim. Kaldığım otel gayet iyidi (yemekler dışında) ama ben yine de size daha kaliteli olduğunu bildiğim Melia Las Americas otelinde kalmanızı tavsiye ederim.

Varadero 20km’lik beyaz kumlu kumsalı ve masmavi denizi ile aklımda. Ben Aralık ayında yani kara kışın ortasındayken gittiğim için Varedora’da hiç birşey yapmadan güneşin altında boş boş yatarak zaman geçirdiğim iki günden çok büyük keyif almıştım. Varedora Antalya gibi bir yer. Resort tatilinden hiç hoşlanmam ama konu kışın ortasında Küba’da iki gün denize girip güneşlenmek olunca çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Unutmayın ki Varadero’dan kaçarak gidinlerin sayısı da hiç de az değil, o nedenle Varedora’ya gidip gitmemeniz sizin tatil zevkinize kalmış :) Çok fazla vaktiniz yoksa Varedora’yı pas geçebilirisniz.

Küba’da mutlaka gidilmesi gereken yererin başında bence TRINIDAD geliyor. Trinidad doğuda UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine alınmış, bir zamanlar kaçakçılık, köle ve şeker ticareti ile zengin olmuş, rengarenk evleri ile ünlü inanılmaz güzel ve bence MUTLAKA görülmesi gereken bir yer. Hatta benim tavsiyem 1 gece Trinidad’ta kalınması yönünde. Ben Varedora’da kalırken bir günlük Cienfuegos, Santa Clara ve Trindad turu almıştım, maalesef 2 ya da 3 gecelik alabileceğim bir tur o günlerde yoktu ama keşke 2-3 günümü o bölgede geçirmiş olabilseydim. Trininda aynı zamanda fotoğraf çekmek için bir cennet! Cienfuegos, Trinidad ve Santa clara günübirlik turunda çektiğim fotoğrafları http://cid-94a92024b677c404.skydrive.live.com/browse.aspx/.res/94A92024B677C404!3587 linkinden görebilirisiniz. Varaderoda kalmak yolu yarılamak açısından da mantıklı, aklınızda bulunsun.

Varadero’da vedalaştığım Danimarkalı gruptan sonra Havana’daki son gülerimi Orlando, Giselle, Maria, Pino, Irela ve Carlos ile geçirdim. Baleye ve klisedeki konserlere gittim, sokak müzisyenlerini dinledim…. Gündüzleri Havana’da alışveriş ve salsa müzik dinleyerek vakit geçirip, istemeyrek de olsa Istanbul’a geri döndüm ve o gün bu gündür tekrar gideceğim günü ya yapacaklaırmı düşünüyorum :) Muhtemelen Havanası az, Doğudaki il ve ilçeleri bol bol gezeceğim bir plan yaparım.

Yeme-içme
Küba’da yemekler çok kötü, sanki ülkede baharat yok! Tadı tuzu yok yediğiniz hiç bir yemeğin (bence). benim için yemek yemek sadece hızlıca karnımı doyurmak için yaptığım mecburi bir haraket olduğu için aklımda kalan, uzun saatlerimi verip yemek yediğim bir resturant yok. Ben yanımda küçük nutellalardan ve de bol miktarda kraker götürmüştüm ve sabah kahvaltılarında nutella hayat kurtarmıştı. Neyseki ekmeleri güzel ve nutellalı ekmek kahvaltıda bulunmaz hint kumaşı kadar değerli benim için :)

İçkiye gelince tabiki MOHITO içeceksiniz bol bol ve de DAIQUIRI! :)) Ve de yine bir Küba içeceği olan rom ve kola karışımı, yeşil limon ile servis edilen CUBA Libre…Neden bilmiyorum, sabah içmeye başlasınız bile Küba’da sarhoş olmuyorsunuz ya da hep sarhoşsuz ama haberiniz yok :))

Mutlaka gidilmesi gereken mekanlar:
EL FLORIDITA (restaurant & Bar) : Hemingway’in şeker, yeşil limon suyu, buz, taze nane, rom ve sodadan oluşan MOHITO’sunu içtiği bar
EL BODEGUITA DE MEDIO: Yine sevgili Hemingway’in şeker, yeşil limon suyu ve üstüne buz kırılmış romdan DAIQUIRI’sini içtiği minicik girilmesi çok zor olan kapısında sıra beklenilen bar…
Eğer alkolsüz içecek arıyorsanız da şekerkamışı suyu içerbilirisizni (pinar del rio’daki ikramalrın başında geliyor!)

Gece hayatı; barlar, gece klüpleri ve kabare
öncelikle Jazz Club
Casa De La musica
Tropicana Show ya da Cabaret Parisien (daha ucuz olanı)
ve daha bir çoğu ama bir yıldan sonra aklımda kalan isimler bunlar….

Para Birimi ve alışveriş
Küba’da Peso geçerli ama turistler için ayrı bir para birimi var o da CUC diye yazılan covertible peso, aşğı yukarı 1 dolara denk geliyor. CUC Normal Pesonun yakşalık 20 katı. Aradaki farkı anlamanız açısında şu örneği vermek istiyorum: Orlando ile gittiğim bale gösterisine Kübalı olduğu için o sadece 5 PESO öderlen ben turist olduğum için 20 CUC ödemiştim! Peso ve CUC …
Sizde yollarda her fotografını çektiğiniz kişi “One Peso” diyecek. Benim gibi önce one peso, one peso her önünüze gelene verirseniz, tatilin sonunda yüklü miktarda parayı sokakta dağıtmış olabilirsiniz!

alışveriş için bazı tavsiyeler:
Mafya ŞAPKASI ! Adı bu değil herhalde ama ben mafya şapkası diyorum :) Benim gibi şapka canavarı bir insanın tabiki ilk tercihi ne puro ne de rom, zamanında mafyaların taktığı fötr şapkalar ya da klasik Che şapkalarından da alabilirisiniz
Puro: aklınızda bulundurmanız gereken şey maksimum 21 puro çıkarabildiğiniz ama ben bu kurala uymayıp risk alarak ÇOK daha fazlasını getirmiştim. zaten bir kutu Cohiba klasik kutuda 20 puro var. Sigara ve Purodan nefret ediyorum ama beklenti yüksek olunca ben de almak zorunda kaldım.
Rom: Rom alınabilir ama taşımaya gerek yok bence
Müzik CD leri: (Türkiye’de pak fazla dinlemediğimiz ama Küba’da beni çok fazla havaya sokan müzik türü olan reggaeton Cdleri de alabilirisiniz salsaya ilave olarak)
4 cepli, pilili Küba Gömleği
El örgüsü dantel ve tığ işeri (özellikle Trinidad’ta)
El yapımı ahşap heykeller….
Kahve CUBITA (iyi bir hediye alternatifi)
Küba’ya özgü çok renkli Küba’lı insan figürlerinin olduğu esprili tablolar…
Kılık kıyafet ve diğer önemli tavsiyeler:

Mümkün olduğunca eski kıyafetlerinizi alın, Tropicana Show ve 5 yıldızlı otellerin barlarına giderken tabiki şık olun, çünkü etrafınızda gereli gereksiz bir sürü turist olacak. Yani şık giyinmeye sadece tursitlere göstermek için ihtiyacınız var :))

Yolda insanların yanınıza gelip tisötlerini göstererek sizden tişört, aykkabı istediğini gördüğünüzde hiç şaşırmayın çünkü sık sık görmeniz mümkün. ben neredeyse bavulun %80nin son günlerde insalara dağıtmıştım.

Otellerden topladığınız sabun, küçük boy şampuan, evde birikmiş kullanmadığınız kalem…vs ne varsa hepsini bavulunuza atıp yanınızda götürün, yolda sizden fotoğrafını çektiğiniz kişiler “one peso” isterse, sabun verin, emin olun en az para vermişsiniz gibi mutlu olacaklar, maaleef temizlik malzemeleri kübalılar için çok pahalı olduğu için satın alması da büyük bir sorun. Kendiniz için de mutlaka ıslak mendil ve bir iki tane tuvalet kağıdı götürmenizi tavsiye ederim, ben sıkıntı yaşamadım bu konuda ama sorun olması da mümkün.

Rehber mi Tur mu?

Bence en güzeli kendi başınıza yaptığınız geziler ama hiç bilmediğiniz bir ülkeye gittiğinizde, hiç değilse gittiğiniz ilk gün bir özel bir rehber almanızı iyi olabilir tabiki bu tavsiyem Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkeler için geçerli değil.

Havana’da eğer rehberlik hizmeti isterseniz benim oradayken beraber vakit geçirdiğim, çok kültürlü ve çok sevdiğim 60 yaşlarındaki Maria ile iletişime geçmenizi sağlayabilirim. Ya da Üniversite hocalık yapan genç arkadaşım Orlando ile de tanıştırabilirim. Orlando da fabrikadan puro almanız ve genel olarak Havana’daki gezileriniz konusunda hayatınızı kolaylaştıracaktır.

Herhalde en uzun yazılarımdan birini yazdım ve eminim hala unuttuğum bir çok şey vardır. Başka bir zaman yazıyı tekrar elden geçirip, eksiklerimi tamamlarım.

Küba’dan döndükten hemen sonra yazıdığım yazımı okumak için:http://gamzetuysuz.spaces.live.com/blog/cns!94A92024B677C404!2997.entry  ve de Küba’ya gitmeden önce post ettiğim ve Küba tarihi, ekonomisi ve coğrafyası ile ilgili detaylı alıntı bilgilerin yer aldığı yazıyı okumak için dehttp://gamzetuysuz.spaces.live.com/blog/cns!94A92024B677C404!2840.entry linkine tıklaynız.

Yorumlarınızı bekliyorum :)

Sevgiler

Gamze

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>