Ouagadougou, Burkina Faso, Afrika

4 günlük Afrika seyahatimden bugün döndüm. Tunus’u saymazsak, gerçek anlamdaki ilk Afrika ziyaretimi yapmış oldum. Burkina Faso’daki insanlar için saray sayılacak ama yine de benim bazen beğenmeme lüksünü kendimde görüdüğüm evime geldim, annemin hazırlayıp bıraktığı güzelim yemeklerden yedim ve Allah’a bir kez daha şükrettim; hem aç ve açıkta olmadığım için, hem de kuşkusuz dünyanın en güzel ülkelerinden birinde yaşadağım için.

Katıldığım toplantı nedeniyle, dün saat 3’e kadar otel ve toplantı merkezi dışında etrafı görme şansım olmadı ama fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi dünkü gezim inanılmazdı.

Burkina Faso, eski adı “Yukarı Volta”, Batı Afrika’da, yaklaşık 14 milyon nüfusu olan bir ülke. Başkenti Ouagadougou (Vagadugu diye okunuyor). BurkinaFaso “Dünyanın en fakir 3. ülkesi” (Daha fazla bilgi için http://mediaglobal.org/index.php/the-worlds-10-poorest-countries/).

Gayri Safi milli Hasıla yaklaşık “$350”! Yani aylık kazançları $30 bile değil L Yüzölçümü 274bin metre kare. Yüksek bir nüfus yoğunluğu, az sayıda doğal kaynağı ve zayıf bir toprağı var. Nüfusun büyük çoğunluğu tarımla uğraşıyor. Doğal Kaynakları manganez, kireçtaşı, mermer, küçük altın madenleri, antimon, bakır, nikel, boksit, kurşun, fosfat, çinko, gümüş… Endüstri ise karsız devlet kontrolündeki kurumların egemenliğinde. Ülkede Afrika Frankı kullanılıyor. Dört tarafı kara ile çevirli olan ülkenin sınır komşuları, Benin, Fildişi Sahilleri (Cote d’Ivoire), Gana, Mali, Nijer ve Togo. BF 5 Ağustos 1960’da Fransa’dan ayrılmış.Fransız hukuku temel alınıyor ve ülkede doğal olarak resmi dil Fransızca. Yönetim biçimi Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Nüfusa baktığımızda;ülkenin % 47,6’lık bir bölümü 0-14 yaş arasında. %50lık oranı ise 14-65 yaş arasında ve bir çok hastalık nedeniyle maalesef ülkenin sadece %2,5’lik bir bölümü 65 yaşın üzerinde. Kadınların ortalama doğurganlık oranı ise 6,41 çocuk (2007Est.)

AIDS, malarya ve Sarı humma ülkede baş göstere en ciddi hastalıklar. Mutlaka ziyaret etmeden önce Sarı Humma (Yellow Fever) aşınızı olmanız gerekiyor, aksi takdirde zaten ülkeye girmeniz mümkün değil, yalnız aşınızı mümkünse benim gibi gitmeden bir gün önce değil de en az 10 gün önce yaptırın! Sarı humma aşısının 10 yıl geçerliliği oluyor. Zorunlu olmamakla beraber hepatit A, B, C aşıları yaptırılabilir ve Malarya hapları da seyahat sırasında alınabilir. Doktor tavsiyesi üzerine, yan etkileri çok fazla olacağı için sarı humma aşısı dışında herhangi bir aşı yaptırmadım ve malarya hapları kullanmadım (Hepatit B zaten çoktaaan yapıldı). Burkina Faso’da 300bin kişi AIDS ile yaşamakta, AIDS ölümleri ise 29.000’i bulmuş durumda ve maalesef yetişkinlerin %4,2’si AIDS ile yaşıyor.

Okur yazarlık oranı %21. Erkenlerin %29.4’ü, kadınların ise %15.2’lik bir oranı okuma yazma biliyor. Burkina Faso’nun 6000 öğrencisi ile en büyük orta okulu olan “Lycee Philippe Zinda Kabore”de 183 öğretmen, ortalama 110 kişilik sınıflarda ders vermeye çalışıyor. Okuldaki bilgisayar labaratuarındaki toplam bilgisayar sayısı ise 20!!!

Hastalık kapma riski çok yüksek olduğu için yediğinizi, içtiğinize çok dikkat etmeniz gerekiyor. Mutlaka kapalı şişelerden su içmelisiniz. Ben kilo verip geri döndüğümü hissediyorum hem de sabahları Nutella yiyerek. Sabahları yumurta, reçel benzeri bizim klasik kahvaltımıza yakın yiyecekler bulmanız mümkün olsa da ben yine de güvenip pek yiyemedim. Her sabah Nutella-Ekmek yediğim için herkes şaşırmıştı ama aslında ben hayatımdan çok memnundum: İlk defa Nutella’yı kilo alma korkusu ve üzüntüsü duymadan bol bol yedim J Ver hehalde hayatımda ilk defa 4 gün kahve ya da çay içmedim; musluk suyu kullanmış olabileceklerini ve suyu yeterince kaynatmamış olabileceklerini düşünüp, herhangi bir hastalık ihtimaline karşı çay kahve içmek istemedim, tabi siz bana bakmayın, ben bu konuda baya pisikopatlık yaptım. Gerçi kaldığım otel gerçektenbeni şaşırtacak kadar güzeldi, herhalde beklentilerimi çok düşük tutmuş olmanın faydası oldu. Giden olur mu bilmiyorum ama gidecek olanların için otelin adı Sofitel Hotel (Libya Hotel diye de geçiyor).

Malarya ve Sarı humma sivrisinekler ile geçen bir hastalık olduğu için düzenli bir şekilde cildim ve giysilerim için ayrı ayrı olmak üzere spreyler kullandım. Fotoğraflardan de görüldüğü gibi, şehir içinde gezerken kısa kollu giymiş olsamda da aslında uzun kollu kıyafetler giymekte fayda var.

Buradan gitmeden önce vizenizi Fransa konsolosluğuna başvurarak almanız gerekiyor ama biz hükümetin davetlisi olarak gittiğimiz için vize almadan giriş yapabildik.

Burkina Faso’da, diğer Batı Afrika ülkelerinde de olduğu gibi bronz heykeller çok önemli. İnanılmaz güzel bir bronz heykel almıştım fakat bavulumu uçağa vermediğim için yani kabine yanıma aldığım için heykeli son dakika zorla bıraktırdılar. Neyseki aldığım bileziklerde ve küpelerde sorun yaşamadım. Aklınızda bulunsun, eğer gidecek olursanız bronz heykelleri bavulunuzla beraber check in sırasında vermeniz, kabine kesinlikle almamanız gerekiyor.

Fotoğrafların üzerine çok fazla yorum yapmaya gerek var mı bilmiyorum; sanıyorum fotoğraflar anlatıyor herşeyi. Fotoğraflara bakarken mutlaka akılda bulundurulması gereken bir husus şudur ki ben bu fotoğraları başkent Ouagadougou’nun merkezinde çektim yani ekonomik açıdan en iyi sayılabilecek, açlık oranının en düşük olduğu yerde!!!Onlar için kasaba ve köy olarak tanımlanmış yerleri hayal bile edemiyorum. Amatör kameramın pil problemi yüzünden sonlara doğru istediğim kadar fotoğraf çekememiş olsam da, sonuçtan memnun olduğumu söyleyebilirim. Fotoğrafçılar için Akrika bir cennet, çok renkli. Kesinlikle ve kesinlikle profesyonel bir makina alıp, Afrika’ya ileride tekrar gideceğim, tabiki sadece fotoğraf çekmek için değil!  

İnsanlar size hayran hayran baktıkça içiniz parçalanıyor. Aslında normal şartlar altında bu insanları televizyondan seyrederken çok kolay ağlayabiliyorum ama nasıl olduysa onların içindeyken ağlamadım, tam aksine onlarla beraber olduğum için çok mutluydum ama şimdi fotoğraflara bakınca, yaşadıkları ortamı hatırladıkça biraz kötü oluyorum:( Birlikte gezdiğimiz arkadaşım Krim’in dediğine göre, insanlar sık sık arkadaşıma ve bana Fransızca “Beyazlar(Les Blancs)” ve bazen de “Bay ve Bayan Beyazlar(Monsieur et Madame Blanc)” diye seslenmişler, çok ilginç değil mi? İnsanların gözelirindeki ışıltı o kadar etkileyici ki bundan sonra da özellikle çoçuklar için elimden ne gerekiyorsa arttırarak yapmaya devam edeceğim. Umarım bu yazı açlık ve sefalet içinde yaşayan Afrika halkını bir kez daha düşünmemize ve onlar için birşeyler yapmamıza teşvik edeci bir unsur olur.

Sevgiler,

Gamze Tüysüz

Burkina Faso ile ilgli daha fazla bilgi almak isterseniz; https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/uv.html

http://www.eweek.com/category2/0,1738,2142827,00.asp

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>