Bu sefer gercekten cok uzun bir ara oldu biliyorum ama hakli sebebplerim var kendimce :) Bana yazmadigim icin sikayet gonderen, daha cok yazi istiyoruz diyen herkese cok tesekkurler…Itiraf etmek gerekirse blogumun sifresini bile unutmustum taki bu gece sans eseri elim hizlica bilincsiz bir sekilde dogru sifreyi yazana kadar…Bundan sonra da ne siklikta yazarim bilmiyorum ama biseyler yazacagim kesin :) Belki ilk yazim neden bu kadar uzun sure yazmadigim ile ilgili olur….
Suan Florida’da Ft. Lauderdale sehrindeyim ya da kasabasi diyelim…Buraya geleli 3 gun oldu ve Pazartesi aksami San Diego’ya tekrar geri donuyorum. Arkadaslarim Esin, Emre ve Lara’yi ziyarete geldim ve suan kadar cok keyif aldigim bir tatil geciriyorum.
Sevgili Esin bana aylar once Ft. Laudedale yazisini bloguma eklemem icin gondermisti fakat ben tembellik etmem ve sifremi unutmus olmam sebebiyle bu bilgi dolu yaziyi sizlerle paylasamamistim. Simdi suan kendi gozlerimle de gorme sansi yakaladigim Florida, Ft. Lauderdale yazisini sizlerle paylasiyorum. Cok keyif alacaginizdan eminim. Kendi cektigim fotograflari da cok kisa zamanda ekleyecegim…
Ft. Lauderdale, Florida
City of sun ; A.B.D.de her eyaletin bir takma ismi var. Florida’ninki de bu.. Gunesin eyaleti.. Eger gunesi ve sicagi seviyorsaniz,dogru yerdesiniz. Butun yil boyunca merkezi isinmaya ihtiyac duymadan yasayabileceginiz bir yer burasi.. Turkiyenin aksine kisin gorulen gunesli, sicak ve nemsiz iklim sebebiyle New York ve Kanada gibi kuzeydeki soguk bolgelerden tatile gelen “snowbirds(karkuslari)”, cok da haksiz degiller yani.
Mayis-Kasim arasindaki tropik sezon boyunca yuksek sicakliklar devam etmekle birlikte,bolca yagmur ve nem sizi bekliyor. Isimlerine asina oldugumuz Wilma , Katrina vb yikici “kadinlar”, yani kasirgalar da bu mevsimde bolgeyi ziyaret ediyorlar. Allahtan, bu hiddetli kadinlarin floridaya karsi tutkulu hisler beslediklerini soylemek zor. Cografi konumu sebebiyle genelde kasirgalar, guney florida kiyilarini transit gecerek Meksika korfezindeki kiyi kentlerini vurma egilimindeler. Iste bu iklimsel sebeplerle bolgeyi tropik mevsim disinda seyahat etmek cok daha mantikli.
Miami havaalanina indiginizde ilk yapmaniz gereken bir araba kiralamak.. Toplu tasimanin yaygin olmamasi nedeniyle araba kiralamazsaniz Florida’da isiniz kolay degil. Arabayla ulasimin bu kadar ucuz ve yaygin olmasi, ister istemez Amerikan ekonomisinin belkemigi otomobil endustirisinin sistem icin onemini ve kuresel krizde GM’in iflasini tam bir felaket senaryosu olarak niteleyenlerin aslinda ne kadar hakli olduklarini dusunduruyor.
Miami’den kiyi paralelinde kuzeye cikan 2 buyuk yol var. 95 ve IAI. Parasiz devlet otoyolu I-95’te iki yonde toplam 12 seritten surekli trafik akiyor. Cevreyi incelemek icin ise, sahil yolu IAI daha uygun. Florida bir tepsi gibi dumduz bir eyelet . Saginizda solunuzda tepe, onunuzde yous gormeyi ummayin. Yesillikler icinde kiyiyi takip ederken , bir yerlesim yerinden digerine geciyor ve sanki koca bir kentte geziyor gibisiniz . Ister guney , ister dogu –bati dogrultusunda seyahat edin , buralarda bos arazi bulmak cok zor.
Fort Lauderdale, bu yerlesimlerin en canlilarindan biri. Buraya Amerika’nin Venedigi denmesinin sebebi sehrin icinde pek cok dogal kanal bulunmasi. Intracostal denen bu kanallardaki birbirinden guzel ,bahceli evlerin onunde tekneler demirlemis. Sehrun dogal yapisi, amerikanin en buyuk yatcilik merkezlerinden biri olmaya aday hale getiriyor. Nitekim, her yil Ekim ayinda burada Amerikanin en buyuk tekne fuarlarindan biri gerceklesiyor.
Sehrin islek limani Everglades’den hergun Bahamalar ve Karayiplere giris cikis yapan onlarca cruise gemisini izlemek mumkun. Nitekim ,Kasim 2009 ‘da denize indirilen dunyanin en buyuk gemisi Oasis of the Seas yapim yeri olan Finlandiya’dan kamuoyunun gorusune cikmak uzere Everglades limanina geldi.
Aslinda intracostal, Miami’den baslayarak kuzeydeki sahile paralel pek cok kiyi kentini boydan boya geciyor .. Ft. Lauderdale ‘i digerlerinden ayiran, sehrin icinde cok guzel bir halk plaji ve bu plaja paralel guzel bir bulvari olmasi. Ciddi paralar harcanarak yenilenen bu sahilboyunda , W, Ritz vs buyuk otellerin onundeki halk plajinin kalabaligi,kaldirim ve cafelerdekilere karisiyor. Okyanusa dik gelen bulvarlarin sahil yolunu kestigi noktalarda, San Sebastian, Las Olas gibi Ispanyolca isimli sik kapilardan plaja giriliyor. Etrafta o kadar cok Ispanyolca konusan var ki, Miamiye Latin Amerikanin baskenti diyenlerin ne kadar hakli olduklarini dusunmeden edemiyorsunuz. Latinlerin Miaminin en sevdikleri tarafini ABD’ne (!) yakin olusuyla aciklayan fikra aklimiza geliyor, hafifce gulumsuyoruz.
Fort Lauderdale’in guzel kanallarini gezmenin en kolay yolu , lokallerin ulasim araci olarak kullandigi water taxi. Alacaginiz gunluk bir biletle, Las Olas’dan yeme icme merkezi Pier 66 ya , oradan en buyuk marina bolgesi olan Las Olas Marina’ya , ya da kuzeydeki Galleria Mall’a zevkli bir seyahat yaparken sehrin guzel kanallarini ve uzerindeki muthis evleri gormek firsatini yakalayabilirsiniz.
Fort Lauderdale’in en hareketli caddelerinden biri kuskusuz pek cok restaurant ,sanat galerisi ve dukkanin bulundugu Las Olas. Avrupadaki bir bulvar havasindaki bu cadde , ozellikle aksamustleri ve geceleri cok hareketli. Aksam yemekleri icin Las Olas uzerindeki pek cok restauranttan Brezilya steak House’u Chic ve Yolo’yu deneyebilirsiniz. Sabah kahvaltisi icin tipik bir amerikan dineri olan Floridian’I tavsiye edebilirim.
Sehir turu icin Arts& Entertaintment district ‘ten gezmeye baslayabilirsiniz. Burasi the Museum of Discovery and Science , the Florida Grand Opera ‘nin da bulundugu eglence bolgesi . Muzenin icindeki IMAX Theatre’da 3 boyutlu bir film izlemeye ne dersiniz ? Yakindaki yine ciddi paralar harcanarak guzel bir parka donusturulen Riverwalk ‘da guzel bir yuruyuse , sehrin kultur merkezi Ft Lauderdale Theatre for the Performing Arts ‘in on tarafindan baslayabilirsiniz. Yol uzerindeki Old Ft Lauderdale History of Museum’u gezebilir ve beyaz adamlar bu topraklara yerlesmeden once bolgede yasayan Seminole yerlilerinin kulturu ile tanisabilirsiniz.
Ciddi bir alisveris canavari sayilmam. Ama Amerika’daki outlet ‘olayini’ deneyimleyip, Turkiye’de cuvalla para dokmem gereken pek cok markayi kat kat ucuza alabildigimin farkina varali , buyuk alisveris merkezlerinden alisveris etmek bana haram oldu. Ft. Lauderdale’de ise birakin benim gibi acemileri , iflah olmaz alisveriskolikleri bile tatmin edecek buyuklukte bir outlet var : Saw Grass Mills..Dikkat, dev boyutlarda bir alisveris koyune giriyorsunuz. 3-4 saat sonra akliniz icerdeki giremediginiz dukkanlarda, yorgun ama mutlu geri doneceginize garanti veririm.
Uzun bir ucak yolculugundan sonra yolunuz Florida ‘ya duserse, gidecek o kadar cok yer var ki..Miami kendi basina ilgi merkezi. Sehrin guneyindeki unlu Florida Keys ilk tercihiniz olabilir. Key West’e kadar uzanan sahili bir sonraki yazimda anlatacagim. Kuzeyin incisiyse bence sik caddeleri ve bakimli plaj bolgesiyle Fort Lauderdale.. Daha kuzeyde, daha ‘beyaz’ bir bolge olan West Palm Beach’le Boca Raton arasindaki sahilde, okyanusla intracostal arasinda inanilmaz guzellikte malikanelerin onunden geciyorsunuz . Burnunuzda bakimli bahcelerinden tasan milyon dolarlarin kokusu, icerdeki hayatlari ve hikayeleri hayal ederek …
Bu fotografi daha iki gun once cektim, hala insanlar denize giriyor, surf ve roller blade yapiyorlar…inanilmaz bi yer burasi.. Sen ne yapiyorsun derseniz, suan tatildeyim; 1 aylik koca bir tatilede okul. Pek memnun degilim bu durumdan ama yine de keyfini cikariyorum. Yazmaya cok uzun sure ara verdim, farkindayim. Yazacak o kadar cok sey, paylasacak o kadar cok fotograf var ki arasinda kayboldum diyebilirim. Uzerinde calistigim bi cok proje var, onlari da kosturuyorum, bos durmuyorum aslinda :)
Gectigimiz 3 ayin 2. ayinda aslinda homesick oldum, belki de onun icin pek yazmak istemedi canim. Ailemi ozleyip agliyordum durduk yerde ama o gurbet acisi dindi; tabiki hala ozluyorum..bu anlattigim saniyorum bir tek yasamis olan bilir cunku ben de hic tahin bile edemezdim nasil birsey oldugunu…
Guzel bi Halloween ardindan, buyuk hazirliklarla Thanksgivin (sukran gunu)’i kutladik ve simdi de Christmas zamani…Burada kar yok ama her yer isil isil. Fotograflari temebllik etmezsem yukleyecegim.. hatta video yaparim diye kameraya bile cektim. Biz hala eski bayramlar yok diye aglayalim, burada bu bayramlar cok guzel kutlaniyor… Kimle konustuysam herkes ailesini ziyarete gidiyor…Yani bizdeki gibi bayram geldi tatile cikalim demiyor kimse…O nedenle Amerikalilari takdir etttigim ender konulardan biri bu.
Geriye donuk bazi fotograflar ekleyecegim…umarim sizin icin de hersey yolundadir..
Cok eglendim, tahmin etmedigim kadar :) San Diego Downtown Gaslamp Ditrict’deki sokak partisindeydik. Fotograflari paylasmak istiyorum, cok cilgin kostumlerin oldugu bazi fotograflari koymadim ;)
‘Yakınsama ve Dijital Marketing’ temasıyla bu yıl üçüncüsü yapılan Digital Age Konferansı, 3 Kasım’da Four Seasons Bosphorus’ta düzenlenecek. Türkiye’den ve dünyadan birçok önemli ismin konuşmacı olarak katılacağı konferans, pazarlama yöneticileri ve profesyonellerine pazarlamanın bugünü ve geleceği konusunda yeni dijital ufuklar sunuyor.
Microsoft Advertising ve Türk Telekom’un ana sponsorluğunda düzenlenecek konferansın güçlü bir konuşmacı kadrosu var. Konferansa Crispin Porter + Bogusky Avrupa Yaratıcı Grup Başkanı Gustav Martner, ComScore Avrupa Direktörü Hervé Le Jouan, Wildfire Başkanı Ivan Palmer, Naked ajansının ortaklarından Ivan Pollard, online araştırma konusunun lider şirketi Gemius’un Başkan Yardımcısı Filip Pieczynski, IAB Türkiye Başkanı Levent Erden, yıllarca Yahoo!’ya dijital pazarlama konusunda üst düzeyde danışmanlık yapan, şimdi ise Türk Telekom için CEO danışmanlığı yapan Ramazan Demir, Coca-Cola Türkiye Gazlı İçecekler Pazarlama Müdürü Duygu Alptekin, Efes Pilsen Pazarlama Müdürü Özlem Çetinkaya, Türk Telekom İnteraktif Pazarlama Müdürü Özleyiş Pamir gibi, dijital pazarlamanın bugünü ve geleceğini çeşitli yönleriyle ele alacak birçok önemli isim konuşmacı olarak katılacak.
Konferansın en önemli bölümlerinden biri ise 12 Kategoriden 12 Dijital başarı hikayesi’ başlığını taşıyan oturumlar olacak. Bu oturumlarda 12 farklı kategoride yer alan markalar için geçtiğimiz yıl dijital kampanyalar yapmış 12 ajans reklamverenleriyle birlikte başarı hikayelerini katılımcılarla paylaşacaklar.
Digital Age Konferansı, bu yıl katılımcılara şu sözlerle sesleniyor: “3G, bulut bilişimi, IPTV ve daha birçok şey… Bu yeni enformasyon teknolojilerinin yarattığı dijital yakınsama (convergence), pazarlama dünyasını radikal bir şekilde dönüştürüyor. Bu yeni dünyanın mecraları, markaları, satış kanalları ve elbette tüketicileri eskisinden çok farklı olacak. Bu yeni teknoloji ve trendin etkilerini gündelik hayatımızda her gün daha çok hissediyoruz. Yakınsama teknolojilerinin pazarlamanın bugününü ve geleceğini nasıl şekillendirdiğini görmek isteyen herkesi Digital Age Konferansı’na davet ediyoruz.”
TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi – Beylikdüzü’nde, 31 Ekim – 8 Kasım 2009 tarihleri arasında düzenlenecek olan 28.İstanbul Kitap Fuarı’nda geri sayım başladı.
Yurt içi ve yurt dışından 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen 28. İstanbul Kitap Fuarı’nda uluslararası etkinliklerin yanı sıra söyleşi, panel, şiir dinletisi, atölye ve çocuk aktiviteleriyle birlikte 297 etkinlik düzenlenecek.
Uluslararası Salon
Fuarda bu sene okurları karşılayacak önemli bir yenilik ilk kez açılan Uluslararası Salon’dur. 27 ülkeden yayıncılar, editörler ve yayıncılar birliği temsilcilerinin yer alacağı Uluslararası Salon, fuarın ilk dört günü 31 Ekim – 3 Kasım 2009 tarihlerinde, 11.00-18.00 saatleri arasında açık kalacaktır. Uluslararası Salona bu sene ilk kez Avrupa Kültür Merkezleri: Fransa, Finlandiya, İspanya, Hollanda, Romanya, İsveç, İsviçre ve İtalya ortak bir standla katılırken, salonun diğer katılımcıları Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Venezüela Bolivar Cumhuriyeti, Yunanistan, Romanya ve Fransa’dan yayıncılar ve editörlerden oluşuyor.
Bağımsız bir edebiyat topluluğu olan Literature Across Frontiers ise Bask, Çek Cumhuriyeti, Galler, Estonya, Macaristan, Katalonya, Litvanya, Letonya, İskoçya, İrlanda, Polonya, Portekiz ve Slovenya’yı temsilen fuara katılıyor.
Uluslararası salon içinde bulunan Forum alanı dört gün boyunca çok sayıda yazarı ağırlayacak ve sektörel etkinliğe ev sahipliği yapacak. Salon içinde ayrıca çevirmenlerin bir arada olacağı çeşitli çeviri etkinliklerinin düzenleneceği bir buluşma noktası olarak Çeviri Merkezi de bulunacak.
Kitapseverlerin katılımına açık olan Uluslararası Salon kapanış günü olan 3 Kasım 2009 Salı akşamı saat 18.00’e kadar ziyaret edilebilir.
Fuarın Yabancı Yazar Konukları
28. İstanbul Kitap Fuarı yurt dışından çok sayıda yazar, şair, eleştirmen ve çevirmeni ağırlamaya hazırlanıyor. İstanbul Kitap Fuarı’nın yurt dışından söyleşi ve imza günlerine katılmak üzere 47 yazar konuğu olacak.
Türkiye’de uzun zaman çok satanlar listesinde yer alan kitapların yazarı Adam Fawer bir söyleşi ve ardından imza saatiyle Türkiye’den okurlarıyla ilk kez 31 Ekim Cumartesi günü fuarda bir araya gelecek.
Türkçe’de özellikle harem ve padişah eşleri üzerine yazdığı romanıyla tanınan Amerikalı yazar Anne Chamberlin 7 Kasım 2009 Cumartesi günü okurlarıyla söyleşide bulunacak. Fuar’ın Amerikalı bir diğer konuğu ise yazar-senarist Richard Price. Senarist Richard Price da 7 Kasım 2009 Cumartesi günü bir panelde konuşmacı olarak yer alacak.
Mısır’da kadın hareketiyle ilgili önemli çalışmalar yapan ve muhalif kişiliğiyle tanınan Naw-al El Saadawi 1 Kasım 2009 Pazar günü fuarda olacak.
Fransa’da yaşayan yazar Olivier Rolin gelmesi netleşen diğer isimler arasında. Yazar, açılış günü olan 31 Ekim 2009 cumartesi günü fuarda Türkiye’den okurlarıyla söyleşme fırsatı bulacak.
Türkiye üzerine yaptığı araştırmalar ve haberleriyle tanınan gazeteci-yazar Marc Semo ise Fransız Kültür Merkezi’nin davetlisi olarak 31 Ekim 2009 Cumartesi günü kitap fuarında Ahmet İnsel ile birlikte panele katılacak. Fransa’dan fuara katılan diğer konuklar arasında şair Michel Cassir ve Gérard Augustin de bulunuyor. Türkiye’den şairlerle bir araya gelecek olan Fransız şairler kendi şiirlerini okuyacakları bir dinletiye katılacaklar.
Fuar’ın gelmesi netleşen diğer bir konuğu ise Türkiye’de daha çok Latin Amerika üzerine incelemeleriyle tanınan yazar Richard Gott. Uzun yıllar bulunduğu Küba ve Latin Amerika’da araştırmalar yapan Richard Gott 1 Kasım 2009 Pazar günü fuarda okurlarıyla buluşacak.
Türkçe’de Avrupa tarihi üzerine yazdığı araştırmalarıyla tanınan Hollanda’lı yazar Geert Mark ise 1 Kasım 2009 Pazar günü fuarda okurlarıyla bir araya gelecek.
Kübalı yazar-şair- kadın aktivist Nancy Morejon, Küba’dan davetli olarak geleceği fuarda Afrika ve İspanyol kültürlerinin Küba kimliğine etkileri üzerine söyleşiye katılacak.
Romanya Kültür Bakanlığı’nın davetlisi olarak İstanbul Kitap Fuarı’na katılan yazarlar Gabriella Chifu ve Dan Cristea Modern Romanya Edebiyatı üzerine düzenlenen panelde konuşmacı olarak yer alacak.
Bu sene ana teması “Kültürlerarası Diyalogda Çeviri” olarak belirlenen kitap fuarına çok sayıda çevirmen de katılıyor. Bunlar arasında Avrupa Çevirmenler Birlikleri Federasyonu Başkanı Martin de Haan, Maureen Freely, Hanneke van der Heijden, Ingrid Iren ve Rafael Carpintero bulunuyor.
Ayrıca Tanpınar Festivali kapsamında Türkiye’de bulunan Carme Riera ve Bernardo Atxaga (İspanya), Valter Hugo Mae, Ingo Schulze (Almanya), Olga Tokarczuk, Frank Westerman, Norman Manea ve Dan Lungu (Romanya) fuarın diğer konukları arasında.
Fuar’ın İtalya’dan gelen konuğu ise Türkiye’de Atatürk üzerine yazığı kitabıyla tanınan Fabio Grassi’dir. Fuara Rusya’dan katılacak olan Dina Rubina ise açılış günü Çeviri Merkezi’nde düzenlenecek etkinlikte konuşmacı olarak yer alacak.
Fuarın 31 Ekim 2009 Cumartesi günü yapılacak açılış törenine Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) Başkanı Herman P.Sprujit de katılıyor. Sprujit törenin ardından uluslar arası kitap fuarları ve yayıncılık sektörü üzerine bir panelde konuşmacı olarak yer alacaktır.
Word Express Edebiyat Okuması Yolculuğu’nun son ayağı ise İstanbul’da yapılıyor. Genç 20 yazar ve şairden oluşan proje kapsamında Adisa Basic (Saraybosna), Netalie Braun (İsrail), Christos Chryssopoulos (Yunanistan), Aleksandra Dimitrova (Makedonya), Milan Dobricic (Sırbistan), Adela Greceanu (Romanya), Anahit Hayrapetyan (Ermenistan), Uri Hollander (İsrail), Ivan Hriston (Bulgaristan), Katerina Illiopoulov (Yunanistan), Igor Isakovkski (Makedonya), Cladiu Komartin (Romanya), Mirt Komel (Slovenya), Owen Mortell (Galler), Roman Mundair (İskoçya), Makro Pogacar (Hırvatistan), Mina Simic (Hırvatistan) ve Ognjen Spahic (Sırbistan) 3 Kasım 2009 Salı günü fuarda okuma etkinliği yapacak.
Bu yıl İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı değerli şair, tiyatro eleştirmeni ve çevirmen Cevat Çapan olurken ana teması “Kültürlerarası Diyalogda Çeviri” olarak belirlenmiştir. Öğrenci, öğretmen ve emeklilere girişin ücretsiz olduğu fuar giriş ücreti 5 tl’dir. 28. İstanbul Kitap Fuarı, ARTİST 2009 – 19. İstanbul Sanat Fuarı ile eş zamanlıgerçekleştirilecektir.
Yaklasik iki uc hafta once La Jolla’da kac milyon dolar oldugunu bile tahmin edemedigim bir eve partiye davet edildik. Ev sahibi burada yasayan ve ekonomik durumu cok iyi olan biriydi. Davete katilacagimizi soyledigimiz gibi bize ne getireceksin diye sordu; nasil yani? :) Biz Turkler olarak zaten davet edildigimiz yere genelde elimiz bos gitmeyiz ama kimseye de sormayiz gelirken ne getireceksin diye, degil mi? Davet eden kisi tek tek hepimize sen icecekleri al, sen atistirmalik biseyler getir, sen tavuk getir, san makarna pisir, sen tatli al dediginde gercekten cok sasirmistim ama bu duruma alismam ve mantigini anlamam uzun surmedi cunku burada yasam tarzi bu. Biz Turkiye’de davet verince hicbirseyi odetmeyiz hatta tam aksine herseyi alip yedirip icirmeyi cok severiz…ama burada durum farkli ve konunun zengilikle ya da ekonomik durumunuzun iyi olup olmamasiyle hic bir iliskisi yok!
Bu sekilde organize edilen partilere Amerika’da “PotLuck” deniyor: ‘Pot’ kap demek, ‘luck’ da Sans, yani “sansa ne cikarsa” gibi bir anlami var ama isi sansa birakmak istemeyen ev sahipleri az once anlattigim gibi gorev dagilimi yapabiliyor. O gece partiye gittigimizde biz Turkler olarak raki aldik, Italyanlar Makarna yaptilar, Ispanyol ev sahibi pizza ve salata yaninda patates tortilla yani diger adiyla patatesli omlet yapti, diger bir grup bira, diger bir grup tatli…vs getirince ortalik renklendi ve senlendi :) Bu tarz partilerde amac biseyler paylasmak…O nedenle basiniza gelirse hic garipsemeyin, tadini cikarin.
Potluck aslinda bizim tarihimizdeki Arifane kulturunun aynisi. Yemegi paylastigimiz toplantilar nerede kaldi, bu guzel kultur nasil kaybolup gitmis bilmiyorum, uzucu…
29 Ekim Cumhuriyet Bayraminizi kutlarim. Ulu Onder Atatuk’un Bursa Nutkunu hatirlayalim. Ayrica Türkiye Cumhuriyeti Vaşington Büyükelçisi Nabi Şensoy’un Cumhuriyet Bayrami Mesajini da paylasmak istiyorum.
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Bursa Nutkunun Metni
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek; ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
TÜRKİYE CUMHURİYETİ VAŞİNGTON BÜYÜKELÇİSİ NABİ ŞENSOY’UN CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI
Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Türk Toplumunun değerli üyeleri,
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 86. yıldönümünü büyük bir mutluluk, coşku ve gururla kutluyoruz.
Cumhuriyetimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde efsanevi bir kurtuluş mücadelesi veren aziz Ulusumuz tarafından kurulan en değerli varlığımızdır. Bu anlamlı günde, başta yüce Atatürk olmak üzere, Cumhuriyetimizin kuruluşunda emeği geçenleri ve Cumhuriyetimiz ile Vatanımızın ilelebet varlığını sürdürmesi için kanları ve canlarıyla mücadele eden aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla anıyorum.
Kuruluşundan bu yana geçen 86 yılda, Atatürk’ün belirlediği çağdaş uygarlığa ulaşma çizgisi doğrultusunda hızla ilerleyen Cumhuriyetimiz emsalsiz bir başarı hikayesidir. Demokratik ve laik yapısı, liberal ekonomisi, zenginleşen sosyo-kültürel kimliği ile Türkiye’yi daha da parlak bir geleceğin beklediğine olan inancımız tamdır.
Türkiye, bölgesinde ve ötesinde dostluğu ve işbirliği aranan bir aktör haline gelmiştir. Ülkemiz, 2009 yılı başından bu yana, uluslararası barış ve istikrarın sağlanmasına ilişkin katkılarını üyesi bulunduğu BM Güvenlik Konseyi çerçevesinde de aktif bir şekilde sürdürmektedir. Türkiye ayrıca, dünyanın en büyük 20 ekonomisinin mensubu bulunduğu G-20 oluşumunun bir üyesi olarak, küresel ekonomik sorunlara çözüm bulunması çabalarında önemli bir işlev görmektedir. Bu gibi gelişmeler ülkemizin geldiği noktayı en güzel şekilde ortaya koymaktadır.
ABD’de, Obama Yönetimi’nin göreve başlamasının ardından, Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir hareketlenme yaşanmıştır. Mart ayında Dışişleri Bakanı Clinton’un ülkemizi ziyaretinin ardından, Nisan’da Başkan Obama’nın ilk denizaşırı ikili ziyareti olarak ülkemize gelişi ve Ankara’da yapığı konuşmada ikili ilişkilerimizi “model ortaklık” olarak nitelemesi, Türk-Amerikan ilişkilerinin geldiği seviyeyi çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Önümüzdeki dönemde Sayın Başbakanımızın ABD’ye yapmaları beklenen ziyaret, ülkelerimiz arasındaki işbirliğinin daha da geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat teşkil edecektir.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Türk Toplumunun değerli üyeleri,
Sizlerin, gerek ülkemizin tanıtımı, gerek Türkiye’ye yönelik haksız suçlamalarla mücadele etmek yönünde gelişmekte olan çabalarınız takdirle karşılanmaktadır. Türk Amerikan Derneklerinin ABD’nin dört bir yanında düzenlediği etkinliklerin başarısı hepimizi mutlu etmektedir. Sözkonusu çalışmalarınızın artarak devam etmesi Türkiye ile ABD arasındaki model stratejik işbirliğinin daha da geliştirilmesi ve derinleştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Cumhuriyetin nabzı, dünyanın dört köşesine yayılmış tüm Türklerin aklında, yüreğinde ve vatan sevgisinde atmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı en içten iyi dileklerimle kutluyor, hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum.